20 Kasım 2008 Perşembe

Radyo İçin Yazmak

Bu başlık altında, radyo metinleri yazarlığının yol çizgilerini ortaya koyacağım.

Radyo için metin yazmak, gazete, dergi ya da kitap için yazmaktan biraz farklıdır. Temel fark, basılı ürünler için yazarken göze, radyo için yazarken kulağa hitap etmemizdir. Gazete ya da kitap okuyan bir kişi, metinde ne söylenmek istediğini anlamak için duraklayabilir, satırın ya da sayfanın başına dönüp, yazılanları bir kez daha okuyabilir. Oysa radyo yayınında dinleyicinin seslendirilen metni bir daha dinleme şansı yoktur. Söylenen söylenmiş, bir an içinde sözcükler uçup gitmiştir.

Basitlik
Radyo için yazarken öncelikle dikkat etmemiz gereken şey, basitliktir. Kısa cümleleri, bilinen kelimeleri tercih etmek esastır. Fazlasıyla uzun, karmaşık cümlelerin; anlamını çözmek için sözlük gerektiren kelimelerin radyoda yeri yoktur. Dinleyici, zihnini yormadan ne söylediğinizi takip edebilmelidir. Gazetecilik de yapmış olan ünlü yazar Ernest Hemingway genç yazarlara, “dili kemiklerine kadar soyup temizlemeyi” öğütlemiştir; bu öğüt radyo yazarlığı için de geçerlidir. Radyo yazarının her zaman kendini ifade etmek için yeni yollar araması gerekir ama, yeni ve yaratıcı bir yol bulamıyorsanız en iyisi, lafınızı en basit şekilde ve doğrudan söylemektir.

Basitlik, sunucunun metni rahatça seslendirebilmesi için de gereklidir. Belki metni yazan da, seslendiren de sizsiniz ve cümlelelerin karmaşıklığı, sizin açınızdan sorun yaratmıyor. Öyle bile olsa, radyonun doğasına uygun metin yazmayı öğrenmek, zaman ve belli bir alışkanlık gerektirir. Bu yüzden her seferinde, metninizi bir başkası seslendirecekmiş gibi düşünmelisiniz. Az bilinen bir terimin, özellikle terim yabancı bir dilden Türkçeye geçmişse, telaffuzu da sorun yaratabilir. Osmanlıca kelimelerin birçoğu, günlük hayatımızda giderek daha az kullanılıyor ve bu kelimeler çoğu zaman yanlış seslendiriliyor. Başkasının yazdığı bir metni seslendirdiğinizi ve metinde karşınıza “adabımuaşeret” kelimesinin çıktığını varsayalım. Burada hangi hecelerin kısa, hangilerinin uzun olarak telaffuz edileceğini bildiğinizden emin misiniz? Sunuş kolaylığı adına, bunun yakın anlamlısı olan “görgü kuralları” tercih edilmiş olsa, metin çok şey kaybeder miydi acaba?

Konuşma Dili
Radyo için metin kurgularken, yazdıklarımızın mümkün olduğunca konuşma diline yakın olmasına dikkat etmemiz çok önemlidir. Çünkü radyoda doğaçlama da yapsak, bir metin de okusak, karşımızdaki bir kişiyle (dinleyiciyle) konuşmakta olduğumuz duygusunu yaratmamız gerekir.


Radyo metinlerinin gazete metinlerinden farklılığını, bir örnekle, haber metinleri özelinde göstermeye çalışacağız. Aşağıdaki, bir gazeteden alıntıladığımız cümleye bakalım:

“2 milyona yaklaşan sayılarıyla ekonomide gözardı edilemeyecek ağırlığa sahip KOBİ’ler (küçük ve orta ölçekli işletmeler), son dönemde bankaların özel birimler ve ekipler oluşturarak yöneldikleri en önemli müşteri grubu oldu.” (Radikal, 16 Haziran 2007)

Bu cümlenin radyoda kullanılmasını engelleyen unsurlar nelerdir? Birincisi, uzundur ve ilk duyuşta kavranması kolay olmayabilir –unutmayın, dinleyiciniz bütün dikkatini vermiş olarak radyo başında oturmuyor; tarlada çalışıyor, araba kullanıyor, evrak işleriyle uğraşıyor, bebeğinin altını değiştiriyor v.s… İkincisi, kitâbîdir; aynı konuyu bir arkadaşımıza izah ederken farklı sözcükler seçeriz. Üçüncüsü, basılı eserlerde kullanımı yaygın olan parantez içi açıklamaların, radyo metinlerinde yeri yoktur. Aynı içerik, radyo için şöyle yazılabilirdi:

“KOBİ’lerin, yani küçük ve orta ölçekli işletmelerin ekonomide önemli bir yeri var. Sayıları 2 milyona yaklaşan KOBİ’ler, son dönemde bankaların en önemli müşteri grubu oldu. Öyle ki, bankalar onlara yönelik özel birimler ve ekipler oluşturuyor.”
Yukarıdaki haber parçasını önce gazete için yazılmış haliyle, sonra da radyo için düzenlediğimiz haliyle sesli olarak okuyun. Hangisi daha kolay okunuyor ve kulağa daha hoş geliyor? Yazımı konuşma diline yakınlaştırmak için, ilk cümleyi “vardır” yerine “var” şeklinde bitirdiğimize dikkat ettiniz mi?

Yazılı metinlere özgü bazı söyleyiş şekilleri de, radyo metinlerine uymaz. “Yukarıda açıkladığımız gibi...”, “Söylediklerimizin gerekçelerini aşağıda sıralıyoruz.” gibi ifadeler buna örnektir. Doğrusu, “Biraz önce açıkladığımız gibi...”, “Söylediklerimizin gerekçelerini açıklayalım / şimdi açıklayacağız.” demektir.

Ayrıca, metin yazarken radyonun dinleyicisiyle kurduğu iletişimin doğrudanlığı, bire birliği akıldan çıkarılmamalıdır. Mikrofon başındaki sunucu, doğrudan radyo dinleyen erkek, kadın ya da çocuğa seslenir. Yazım tarzınızı ve içeriğinizi, çok iyi tanımak zorunda olduğunuz dinleyicinize uygun hale getirmek zorundasınız.

Yazım Kuralları

Elbette, yazım kurallarına uymak çok önemlidir. Fikirlerinizin karşı tarafa ulaşmasını ve kabul görmesini istiyorsanız, düzgün ve etkili bir gramerle yazmalısınız. Elinizin altında her zaman bir sözlük ve yazım kılavuzu bulunmalı; zaman zaman dilbilgisi kurallarını açıklayan kitaplara başvurmalısınız. Tecrübesiz yazarlar çoğu zaman, noktalama işarelerini yerli yerinde kullanmayı başaramaz. Oysa noktalama işaretleri, anlamın doğru şekilde ortaya çıkmasını sağladıkları gibi, cümlenin nasıl tonlanacağını da belirler. Örneğin, “Güzel bir araba” ifadesini, farklı noktalamalarla okumayı deneyelim:

- Güzel bir araba. (Nokta: Cümle sonunda duruş.)
- Güzel bir araba! (Ünlem: Heyecanlı bir ton.)
- Güzel bir araba? (Soru işareti: Cümle bir soru cümlesi haline geldi.)
- Güzel … bir araba. (Üç nokta: Cümlenin ortasında duraklama.)

Üslup
Kitabımızın ilk sayfalarında, radyonun özelliklerini açıklarken, “radyonun resimleri ekran boyutlarında değildir; sizin arzu ettiğiniz boyutlardadır.” demiştik. Radyo gerçekten de resimler çizer; tuval olarak hayal gücünüzü kullanır, fırçası ise sözcüklerdir. Radyo metni bu bakımdan televizyon metninden ayrılır. Televizyonda metin, sadece görüntünün eksik bıraktığı bilgileri aktarmak için vardır. Başka bir deyişle, televizyon metni, zaten izleyicinin önünde olan görüntüleri açıklamaya yarar. Bu sebeple, televizyonda daha az ve tasarruflu yazarız. Radyoda ise, dinleyicinin anlattığımız olayları zihninde canlandırmasını sağlayacak, tasvirler ve sıfatlar açısından zengin bir dile ihtiyacımız vardır. Söylemek istediklerimizi somutlamak için, bu bölüme örnek bir radyo program metni koyduk. Metinde, müzik geçişlerinin ve röportaj bölümlerinin nasıl belirtildiğini de görmeniz mümkün olacaktır...

Biçim

Biçimle ilgili kurallar şunlardır:

-Metninizi, sayfaya düzgün yayılacak şekilde yazın.
-Kağıdın sadece bir yüzünü kullanın.
-Satırlarınız ne kadar kısa tutulursa, okunması o kadar kolay olur.
-Sıkışık düzende yazmayın; satırlar arasında en az 1,5 aralık olmasını tercih edin.
-En az 12 punto ile yazın.
-Sadece büyük harflerle yazmaktan sakının. BÜYÜK HARFLER, OKUYANIN ZİHNİNDE BAĞIRMA ETKİSİ YARATIR.
-Bir kelimenin altını çizmek de aynı etkiyi yapar. Vurgulamak istediğiniz sözleri - - kırık çizgi - - içinde yazmak daha iyidir. Yukarıdaki metinde sadece sinyal, müzik geçişleri ve bant bölümleri, metin gövdesiyle karıştırılmasın diye altı çizili olarak belirtilmiştir.
-Satır sonlarında kelimeleri, heceden bölmek yoluyla yarım bırakmayın. Bilgisayar kelime-işlem programları zaten buna izin vermiyor, ama daktiloyla yazıyorsanız da, satır sonunda kelime tamamen yazılmış olsun; sığmıyorsa bir alt satıra geçin.
-Sayfa sonunda, cümlenizi bitirin. Yarım kalan cümleler, sayfa değiştirirken okumada kopukluğa sebep olabilir.

Rakamlar
Andığımız “basitlik” ilkesinden hareketle, çoğu kez ayrıntılı rakam bilgilerini sadeleştirmemiz gerekir. Bir trafik kazasında “3’ü çocuk 12 kişi öldü” ise bu rakamları tam ve doğru olarak vermek gerekir ama, elimizdeki rakam 1,013,082 ise, “savaşta bir milyondan fazla kişi öldü.” demek daha iyi olabilir.

Öte yandan, yukarıdaki 1,013,082 yazımının ne kadar zorlayıcı olduğuna dikkat ettiniz mi? Oysa aynı rakamı “1 milyon 13 bin 82” şeklinde yazdığımız zaman, bakın okumak ne kadar kolaylaştı. Radyo metinlerinde kalabalık rakamlara yer vermek zorunlu olduğunda, bu ikinci yazım şeklini tercih etmek gerekir.

Tarihler ve saatlerle ilgili durum da benzerdir: 18.02.2007 tarihini, 18 Şubat 2007 şeklinde yazarız. Saat 17:08 ise, bunu “akşam 5’i 8 dakika geçe” diye yazmak, kulağı daha çok okşar ve sunucuyu tereddütten kurtarır.

Sıra belirten (.) işareti, okumada karışıklığa yol açabilir. Bu yüzden radyo metinlerinde, örneğin “30.” yerine “30’uncu” yazımı tercih edilmelidir.

Özel İşaretler
Özel işaretler ve bazı matematiksel kullanımlardan, radyo metinlerinde sakınmak gerekir. ½, ¾, &, $, @ gibi işaretler açık olarak yazılmalı ya da parantez içi açıklamalarla birlikte kullanılmalıdır: Bir bölü iki; üç bölü dört; & (ve); $ (dolar); @ (et) gibi.

Yabancı Kelimeler
Sunucu yabancı kelimeleri nasıl seslendireceğini bilemeyebilir. Metin içinde geçen yabancı kelimelerin yanına, parantez içinde okunuşlarını yazmakta yarar vardır:

“San Juan (Sen Huan) nehri, Utah (Yutah)’daki dört hektarlık Goosenecks (Guğzneks) Eyalet Parkı’nda yavaşça kıvrılarak akar.”

Kısaltmalar

Bazı istisnalar dışında, radyo metinlerinde kısaltmalar kullanmamak gerekir. Aşağıdaki örnek cümlede, radyo için uygun olmayan kısaltmaların altını çizdik:

“Prof. Ahmet N. Yılmaz, Hacettepe Ünv.’de verdiği konferansta, T.C. sınırları içinde yaşayan herkesi, kız çocuklarının eğitimi konusunda duyarlı olmaya çağırdı.”
Doğrusu, yukarıda kısaltılarak verilen bütün kelimelerin açık okunuşlarıyla yazılmasıdır.

Irk ve Cinsiyet Eşitliği

Radyo metinlerinde farklı toplum kesimleri için kullandığımız terimlerin, ırksal ve etnik ayrımcılık çağrıştırmamasına dikkat etmemiz gerekir. Batı dünyasında insanlar, siyahîleri tanımlayan çeşitli terimler konusunda çok seçici ve dikkatli davranırlar. Benzer bir özeni, Türk toplumunda yaşayan gruplar için de göstermemiz gerekir. Ünlü bir televizyon sunucusunun, Alevi toplumunu ima eden “Kızılbaş” terimini uygunsuz bir espri içinde kullanması ve oluşan toplumsal tepki, akıllardan silinmemiştir.

Öte yandan, artık günlük konuşmalarda ve yazılı metinlerdeki bazı kullanımların, cinsiyet ayrımcılığı içerdiği kanısı yaygınlaşmıştır. Her ne kadar Türkçede, batı dillerindeki dişil-eril ayrımı yoksa da, bazı isimleri sadece erkeklere özgü olarak kullanmaktan vazgeçme aşamasındayız. Örneğin “işadamı” ve “bilim adamı”nın yanısıra “bilim kadını” ve “işkadını” terimleri kullanıma girdi. Her iki cinsiyeti kapsamak istediğimizde “iş dünyası” ve “bilim dünyası / bilim insanları” demek uygun olabiliyor.

Hukuki Sorumluluk
Yayının tümü gibi radyo metinleri de, hukuk düzenine uygun olmak zorundadır. Radyo yapımlarındaki konuların çeşitliliği oranında, yayıncıları bağlayan hukuk kuralları da çoğalmaktadır. Bununla birlikte, ülkemizde radyo yayınlarını yönlendiren başlıca hukuk kuralları, şu belgeler içinde yer alır (Yapımcının El Kitabı, 2002: 60)

-T.C. Anayasası,
-3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun,
-2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu,
-5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu,
-Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi,
-Basın Kanunu,
-Türk Ceza Kanunu.

Yukarıdaki hukuki metinler arasında özellikle Ceza Kanunu’nun pek çok maddesi, yayın yoluyla işlenen suçlarla ilgili düzenlemeler getirmektedir. Yayıncının metin yazarken ya da sunum yaparken, hukuki açıdan tereddüde düştüğü noktalarda, bilgi sahibi bir hukukçuya danışması yerinde olur.

Daha İyi Metinler Yazmak
Nasıl daha başarılı bir metin yazarı oluruz? İlgi alanlarımızı çoğaltıp, yeteneklerimizi geliştirerek. Çevrenizdeki her şeyi malzeme olarak değerlendirin. Filmleri, televizyonu ve radyoları takip edin. Dünyayla ilgili her konuda bilginizi artırmaya çalışın; hem beşeri bilimleri, hem de doğa bilimlerini inceleyin. Her yerde yanınızda taşıdığınız bir not defteriniz olsun; uyku arasında gelen güzel düşünceleri not etmek için bu defteri başucunuza koyun. Elbette, çok okuyun. İyi yazarlar, her şeyden önce iyi okuyuculardır. Sizden önce aynı yoldan yürüyenlerin izlerini takip ederek, doğru teknikleri öğrenebilirsiniz.

Kalem, Daktilo ve Bilgisayar
Metin yazımıyla, yazarken kullandığımız gereç arasında bir ilişki var mıdır? İyi yazarların alışkanlıkları, bu sorunun yanıtının “evet” olduğunu düşündürüyor. Daktilonun icadından önce bütün kitaplar elle yazılıyordu. Dünya çapında ün kazanmış birçok yazar hala kitaplarını elle yazmaktadır. Daktilosu olmadan yazamayacağını söyleyen yazarlar da vardır. Ancak, bilgisayarla büyüyen yeni neslin, artık kelime-işlem programları dışındaki bir ortamda uzun metinler yazması olası görünmüyor.

Bilgisayar gerçekten de en etkili yazım gerecidir. Size hız kazandırır, düzeltim olanaklarını uç noktaya taşır ve metni şekilden şekile sokmanıza olanak tanır. İnternet sayesinde, birden fazla yazarın aynı anda tek bir metin üzerinde çalışmasını mümkün kılar. Çevrim içi sözlükler, ansiklopediler ve her türlü bilgi kaynağı, bilgisayarda çalışırken elinizin altındadır. Üstelik bilgisayarda metin yazmakla sınırlı kalmazsınız. Okuduğunuz bu kitap da bilgisayarla yazıldı ve içindeki tüm resimler, grafikler bilgisayar yardımıyla bulundu ya da hazırlandı. Metninizi hangi gereçle yazacağınız sizin bileceğiniz iştir ama, artık en azından bilgisayar kullanmayı bilmeniz zorunlu hale gelmiştir.
"Radyonun Abecesi" kitabından kısaltarak (Yiğit Yavuz, Ütopya Yayınları, 2008)

2 yorum:

Adsız dedi ki...

♥♡♥♡ :-D süper bir metin çok yararlı oldu ben lise öğrencilerine öğrencisiyim de ilk defa radyo sunacağım çok işime yaradı

Adsız dedi ki...

metin örneği de koysaymışsınız mükoymuş.