12 Kasım 2008 Çarşamba

Radyo Oyunları

TRT Radyolarında hala yayınlanan “Arkası Yarın”lar, birçoğumuzun yetişmesinde önemli yeri olan radyo oyunu geleneğinin devamı. Artık orta yaşlarına gelmiş olanlar, bu radyo oyunlarını dinlerken, geçmişin anılarına dalıp gidiyorlardır şüphesiz…



Radyo oyunları, 1920’lerde ortaya çıkmış ve dünya çapında yaygınlık kazanmıştı. 1940’lara gelindiğinde, eğlence kültürünün önde gelen parçalarından biriydi artık radyo oyunu. Dünyanın en tanınmış radyo draması, Orson Welles’in yönettiği, 1938 tarihli “Dünyalar Savaşı”. Marslıların dünyayı istilasını anlatan bu oyunu gerçek sanan binlerce insan, paniğe kapılarak sokaklara dökülmüştü. Bu olay, eskiden radyonun ve radyo oyunlarının ne büyük bir toplumsal etkisi olduğunu gösteriyordu. Bununla birlikte 1950’lerde televizyonun ortaya çıkışıyla, radyo oyunları eski popülerliğini yitirdi ve bazı ülkelerde, bir daha asla geniş kitlelere hitap eden bir kültür ürünü niteliğini kazanamadı.

İçinde bulunduğumuz 2000’li yıllarda, radyo oyunlarının ilk olarak ortaya çıktığı ülke olan Amerika Birleşik Devletleri’nde, yayınlanan radyo oyunları iyice azalmış durumdadır. Yayınlanan oyunların çoğu, eski dönemlerden kalma kayıtlardır. Bununla birlikte başka ülkelerde, radyo oyunları geleneği sürdürülüyor. Örneğin İngiltere’de, BBC her yıl yüzlerce radyo oyunu üretip yayınlıyor. Bu oyunlar farklı gün ve saatlerde ve kadınlara hitap eden, komedi, bilim-kurgu, deneysel oyunlar gibi alt türlere ayrılmış olarak yayınlanıyor. “Podcasting” denen, program kayıtlarının internet üzerinden indirilip dinlenmesini mümkün kılan teknoloji de, radyo oyunlarının yayılması için yeni olanaklar sunuyor.

Radyo oyunu, bütün radyo yapımları içinde, bir sanat formu olmaya en yakın tür olarak niteleniyor. TRT İstanbul Radyosu prodüktörü ve yazar Nursel Duruel, radyo oyunlarıyla ilgili bir yazısında şöyle demiş:

“Yapısal özellikleriyle öykünün kardeşi, imgesel yanıyla şiirin sevgilisi olan radyo oyunu, sese dönüştürülmek üzere kurulan, ona göre yapılandırılan bir edebi metin türüdür. Kağıt üzerinde yazılı olan ne varsa; diyalog, monolog, düz anlatım, efekt, müzik, prodüksiyon aşamasında canlandırılacak, işaretler seslere dönüşecek ve ancak yayınlandığında ulaşacaktır alıcısına / dinleyicisine.

Gücünü eksik yanından alan bir türdür radyo oyunu, yani 'görmez' oluşundan. Alıcısına beş duyudan yalnızca biriyle, işitme yoluyla ulaştığı için doğrudan hayal gücüne, imajinasyona yönelir. Tam da bu yüzden gözün de devrede olduğu sanatlar gibi göstermez, görülmeyeni görülenden daha görünür kılar. İşitme duyusu geri kalan dört duyuyu bileyerek harekete geçirir; sesler, dinleyicilerin her birinde kendi algılarına, çağrışımlarına, ruh hallerine, birikimlerine göre farklı görüntülere bürünür, farklı duygu ve düşüncelere yol açar.

Tam bir sihirbazdır radyo oyunu. Dinleyicisini kurduğu atmosferin, sözel düzenin içine alan bir büyücü... Ama onu esir alarak değil, alabildiğine özgür bırakarak, kendisiyle baş başa bırakarak yapar bunu. Dinleyici edilgen bir alıcı değil, aktif bir katılımcı konumundadır. Oyun, onun kendi zihnin de yeniden ürettikleriyle varlık bulur. Radyo oyunu zaman ve mekan sınırlarını kolaylıkla aşar. Zamanı istediği gibi ileri geri işletebilir, en uzak geçmişle şimdiyi, şu an'la geleceği zorlanmadan, bitiştirebilir… En uzak mesafeleri, en olmayacak yerleri yan yana getirebilir, iç içe geçirebilir. Nesneleri üst üste, yan yana koyabilir... Ve bütün bunları yaparken alıcısında gerçeğin dışına düştüğü etkisi yaratmaz, aykırı gelmez. Tersine, dinleyicinin hayal gücünden, zihinsel sıçramalarından destek alır.”


Radyo oyunları geleneğinin ülkemizdeki temsilcisi TRT, 1950'lerden itibaren, "Radyo Çocuk Kulübü" bünyesinde birçok çocuğun iyi bir diksiyon eğitiminden geçmesini sağlamış, bu çocukların radyo oyunlarında görev almaları sağlamıştı. Bu kulüpten yetişen çocuklardan bazıları, daha sonraları tiyatrolarımızda görev yapmış, bir kısmı da spiker olarak çalışmıştı. Bugün bile buralarda yetişen sanatçılar, isimlerinden saygıyla bahsettirmektedir.

Radyo oyunları günümüzde rakipleri karşısında hayli geri planda kalmış durumda. Özel radyolar çoğaldı çoğalmasına ama, radyo oyunları bunların bünyesinde kendine yer bulamadı. Profesyonel yazarlar artık çok az radyo oyunu yazıyor. Oysa İngiltere gibi gelişmiş Batı ülkelerinde, eskisi kadar olmasa bile, radyo oyunları kendi dinleyici kitlesinin ilgisini, gelişen teknik olanaklardan sonuna kadar yararlanarak çekmeyi başarmaktadır. Önemli olan bu oyunlara bakış açısıdır. Günün teknik imkânlarından sonuna kadar yararlanan ve yeni bir bakış açısıyla ele alınan yeni radyo oyunları, eskisi kadar olmasa bile ilgiyle karşılanacak ve kültürümüzdeki saygın yerini alacaktır şüphesiz…

Hiç yorum yok: