25 Aralık 2008 Perşembe

Radyo Haftası

1950’lerde ülkemizde “Radyo Haftası” isimli bir mecmua yayımlanırdı. Bu mecmua, adından da anlaşıldığı gibi, haftalık olarak çıkardı. Henüz TRT’nin kurulmadığı, Ankara ve İstanbul radyolarının yayınlarını sürdürmekte olduğu bu dönemde basılan “Radyo Haftası”, ünlü ses sanatçılarıyla röportajlar, radyonun yayınlarıyla ilgili bilgiler, bestekarların ve bestelerin tanıtımı gibi başlıklarla doluydu. O dönemin pop yıldızları sayılabilecek hanım şarkıcılar, en şık halleriyle verdikleri pozlarla, bu mecmuanın sayfalarında yerini almıştı. İnce bir kitap formunda basılan ve otuz kuruşa satılan dergiyi, geçtiğimiz günlerde bir sahafın raflarında ele geçirdik. Gelin sayfaların arasına dalalım şöyle bir, neler göreceğiz. Bakın, “Kimdir, Nedir?” isimli köşede, Müzeyyen Senar’la ilgili neler söyleniyor...

“Müzeyyen Senar Işıl’ın çok küçük yaşta, kekeme olduğunu bilir misiniz? Tedavi ve uğraşmalar yüzünden orta mektebe başlarken tahsilini bırakan Müzeyyen Senar Işıl, bu hastalıktan müzik sayesinde kurtulmuştur. Bir öğretmeni kendisinin sesini çok müit verici bulmuş, şarkı ile kekemeliğinin izâle edilebileceğini düşünerek onu musiki tahsiline başlatmıştır. Kısa zamanda muvaffakıyete erişerek Kadıköyündeki Şark Musiki Cemiyeti’ne girmiş, Kemal Niyazi Seyhun ve ûdî Hayriye Hanım gibi iki üstaddan dersler alarak hem hastalığını gidermiş, hem de çok canlı bir ses sahibi olmuştur. 1931’de eski İstanbul Radyosunda konserlere başlamış, 1941’de ayrılarak sahneye intisap etmiştir. Halen İstanbul Radyosunda konserler vermektedir.”
“Radyo Haftası”, kapağı dışında siyah-beyaz olarak basılıyordu. Siyah-beyaz olarak çekilmiş fotoğrafların renklendirilmesiyle oluşturulan kapakta, her hafta başka bir bayan sanatçının güzel yüzünü radyo ya da mikrofon başında çekilmiş haliyle görmek mümkündü. Kapağın arka kısmında şu bilgileri okuyoruz:

“Radyo Haftası. Sayı 30. Cilt 3. 16 aralık 1950. Sahipleri: Ragıp Şevki Yeşim ve Faik Şenol. Dizildiği Yer: Hadise Mürettiphanesi. Abone: Yıllığı 1500, 6 aylığı 750 kuruştur.”

Birinci sayfada yer alan bir reklamda Hamiyet Yüceses’in ağzına şu metin uygun görülmüş:

“Sayın dinleyicilerim,

“Çeşmi Siyah”ı sevdiğinizi her fırsatta ihsas ediyorsunuz. Bu benim için büyük bir mazhariyettir. Yalnız sizlere bir tavsiyem var. Onu bir de “Siemens”de dinleyiniz. Kulağınıza daha hoş gelecek, zevkinizi daha çok okşıyacaktır.”


“Radyo Haftası”nın bir diğer sayısında, “Karadeniz havalarının aşık bestekarı” Hasan Sözeri’yle bir röportaj yapılmış. Sözeri, kendisini bakın nasıl tanıtıyor...

“Ben Rize’nin Portakallık mahallesinde doğdum. Müzik aşkım 1936 yılında doğmuştur. Bir düğünde kemençe gördüm, aklım ona takıldı. Ve iki buçuk yıl, satın alınan bir kemençeyle gece gündüz çalıştım ve öğrendim de. Düşünün bir kere: Radyoda çalmıya başlayınca sazının aşığı, onu deli gibi seven, memleketin tek radyo istasyonunda sesini yurduna dinletmeye muvaffak olmuş bir insan ne yapar? Radyoda çalmaktan duyduğum gururdan aldığım nihai bir hızla, eşi, dostu, ahbabı, mektebi ve daha ileri giderek söyliyeceğim, hayatı bile unuttum.... Karadeniz halk türkülerini radyodan dinletmeye ve tanıtmaya çalıştım. İlk konserimde, “Yesin Oni Nenesi”, “Nazmiye”, “Keremide Su Düştü”, “Cicim Canım” türkülerini ilk defa ben çaldım.”

Hasan Sözeri’yle yapılan röportajın sonunda, onun İstanbul Radyosunda bir “Karadenizden Sesler” korosu teşekkül ettirdiği bilgisi var.

Ve işte “Dinlediğimiz Şarkılar” sayfasından bir güfte:

“Hançer-i aşkınla ey yâr gönlüm üzre vurma hiç
Öyle bir derde giriftârım ki derdimi sorma hiç”...

Hiç yorum yok: