28 Nisan 2009 Salı

Muzaffer Sarısözen


Muzaffer Sarısözen,radyolarımızda “Yurttan Sesler” topluluklarını kuran, yurdun dört bir yanında türkü derleme çalışmaları yapan, halk müziğimizin radyolarda gelişip yerleşmesine çok önemli hizmeti geçmiş, büyük bir isim. Onun radyoya adım attığı ilk günü, 1938-1943 yılları arasında Ankara Radyosu müdürü olarak görev yapan Vedat Nedim Tör,anılarında şöyle anlatıyor…

“Müzik yayınlarında gerek alaturkanın, gerekse Batı müziğinin en kaliteli örneklerini vermek prensibi üzerinde, müzik yayınları şefimiz Mesut Cemil Tel ile anlaşmakta güçlük çekmedim. Kendisi, zaten Klasik Türk Müziği Korosu ile bu çığırı başarıyla açmıştı… Bir gün,

-Mesut, dedim, bizim Halk Türkülerimiz çok fena icra ediliyor. Sen, bak klasik müziğimizi ne kadar asil ve kaliteli bir seviyeye yükselttin. Bir himmet etsen de halk türkülerimizi de öyle söyletsen…

Hiç unutamam, bana verdiği cevap şu olmuştu:
-Biz halk türkülerimizi bilmiyoruz ki…
-Çok ayıp.
-Ayıp, ama gerçek…
-Kim bilir halk türkülerimizi?
-Mesela Muzaffer Sarısözen çok iyi bilir.
-Kim bu Muzaffer Sarısözen?
-Ankara Devlet Konservatuvarının Arşiv Müdürü.
-Derhal onu çağırt, bir konuşalım bakalım…


Birkaç saat sonra, Mesut, Muzaffer Sarısözen’le geldiler. Muzaffer Sarısözen, kupkuru yüzlü, çökük avurtlu, nahif yapılı, fakat gayet sempatik bir insandı… Kendisiyle şöyle konuştum:

-Sizden ricam, “Bir Halk Türküsü Öğreniyoruz” saati açalım ve siz Mesut Bey’le arkadaşlarına açık mikrofon önünde halk türkülerimizi öğretin. Böylelikle yalnız Mesut’un korosuna değil, dinleyicilerimize de halk türkülerimizi öğretmiş oluruz.

Muzaffer Sarısözen çok heyecanlandı, gözlere yaşardı. Ricamı kabul etti. Böylece “Bir Halk Türküsü Öğreniyoruz” saati başladı... Bu saat o kadar popüler oldu ki, dinleyiciler onu iple çekiyorlardı. Haftada bir yarım saat bu programı sürdürdük ve sonra “Yurttan Sesler” saatini, bu yetişen ses sanatkârlarıyla programa koyduk. Böylece halk türkülerimiz, üvey evlat olmaktan kurtuldu. Bugün ise onlarsız hiçbir müzik programı düşünülemiyor…”

Vedat Nedim Tör’ün anlatımıyla, türkülerimizin değerli ismi Muzaffer Sarısözen’in radyo macerası işte böyle başlamış ve devam etmişti.