31 Temmuz 2012 Salı

Yeni Nesil Ses Kaydediciler

Yayın kalitesinde ses kaydı yapan portatif cihazlar, inanılmaz bir hızla gelişen dijital teknoloji sayesinde hem fiziksel anlamda, hem de fiyat anlamında hafifledi. Çok değil, bundan on yıl öncesine kadar, dış mekânlarda profesyonel röportaj ya da müzik kaydı yapmak isteyenler son derece hantal ve ağır makaralı teypler taşımak zorundaydı. Üstelik bu teyplerin kaliteli olanları, bireysel kullanıcıların ve düşük bütçeli kuruluşların güç yetiremeyeceği kadar pahalıydı. Oysa şimdi, herkesin ödeyebileceği çok makul fiyatlara, avuç içine sığacak kadar küçük ama  gayet fonksiyonel ve yüksek ses kaliteli kaydediciler edinmek mümkün. 

Yandaki resimde böyle bir cihazı görüyorsunuz. Cihaz üzerinde yer alan iki stereo kapasitif mikrofon, faz kayması olmadan ses kaynağına yönelimi sağlıyor. Özel tasarım sayesinde mikrofon kapsülleri döndürülerek her kayıt durumu için 90°den 120°ye kadar stereo şekle sahip olabiliyorlar. Cihaz CD kalitesindende yüksek çözünürlük olan 24bit / 96kHz lineer PCM WAV kayıt formatına destek vermekle, birlikte maksimum kayıt süresine ihtiyaç duyduğunuz zamanlarda daha küçük dosya formatları, erneğin MP3 de kullanabiliyor. Cihazın alt kısmında, farklı konektör tiplerine uyumlu iki mikrofon girişi de bulunuyor. Yani bu kaydediciye iki harici mikrofon bağlayarak kayıt yapmak mümkün.

H4n, USB ses arabirimiyle bilgisayara direkt kayıt imkanı da tanıyor. Türkiye'de yaklaşık 720 TL'ye satılan cihazın alternatifleri var şüphesiz. Bu cihazı yeni nesil ses kaydedicilerin iyi bir örneği olduğu için burada tanıtmaktayım. Zoom H4n'nin ayrıntılı teknik bilgileri şöyle:


Pil Ömrü (with alkaline batteries): 6 saat (Normal mode), 11 saat (Stamina mode) 

Functions: Lo-cut Filter, Compressor/Limiter, Mono Mix, M/SStereo Decoder, Auto-Rec, Pre-Rec, Tuner, Metronome, A-B Repeat, Variable Speed Playback, File Dividing, Normalize, MP3 Post-Encode, Marker 

Recording Format: WAV (Quantization: 16/24bit, Sampling Frequency: 44.1/48/96kHz), MP3 (Bit Rate: 48/56/64/80/96/112/128/160/192/224/256/320kbps/VBR, Sampling Frequency: 44.1kHz) 

Playback Format: WAV (Quantization: 16/24bit, Sampling Frequency: 44.1/48/96kHz), MP3 (Bit Rate: 32/40/48/56/64/80/96/112/128/160/192/224/256/320kbps/VBR, Sampling Frequency: 44.1/48kHz) 

4CH Mode

Simultaneous Recording Tracks: 4 

Simultaneous Playback Tracks: 

Functions: Lo-cut Filter, Compressor/Limiter, M/S Stereo Decoder, Auto-Rec, Pre-Rec, Tuner, Metronome, A-B Repeat, Normalize, Marker 

Recording Format: WAV (Quantization: 16/24bit, Sampling Frequency: 44.1/48kHz) 

Playback Format: WAV (Quantization: 16/24bit, Sampling Frequency: 44.1/48kHz)

Simultaneous Recording Tracks: 2 

Simultaneous Playback Tracks: 4 

Effect: 50 types, 2 Modules, 60 patches 

Functions: Tuner,Metronome, Punch-In/Out, Bounce 

Recording Format: WAV (Quantization:16bit, Sampling Frequency: 44.1kHz) 

Playback Format: WAV (Quantization:16bit, Sampling Frequency: 44.1kHz)

A/D Conversion: 24bit, 128times oversampling 

D/A Conversion: 24bit,128times oversampling 

Signal Processing: 32bit 

Recording Media: SD memory card (16MB - 2GB), SDHC memory card (4GB - 32GB) 

Display: 128 x 64pixel, 1.9-inch backlit LCD 

Balanced / Unbalanced Input: 2 x XLR-1/4"phone combo Jack 

Input Impedance: balanced input = 1kΩ balanced / pin 2 hot, unbalanced input = 480kΩ unbalanced 

Input Level: balanced input = -10 to -42dBm, unbalanced input = +2 to -32dBm 

Phantom Power Supply: 48V,24V, OFF 

Built-in Stereo Mic: Unidirectional condenser microphone (Gain: +7 to +47dB) 

External Mic Input: 1/8" stereo phone jack(Plug- in powered,Input impedance: 2kΩ, Input level: -7 to -47dBm) 

Phones / Line Output: 1/8" stereo phone jack 

Output Load Impedance: 10kΩ or more 

Rated Output Level: -10dBm 

Phones Output Level: 20mW + 20mW into 32Ω load 

Built-in Speaker: 400mW 8Ω 

Phantom Power: 48V, 24V, OFF 

USB Interface: Mini-B type (USB2.0 High Speed compatible), Mass Storage Class operation / Audio Interface operation (16bit, 44.1kHz / 48kHz) 

Power Requirements: AA size (LR6) battery x 2, or AC adaptor (DC5V/1A/center plus) 

Pil Ömrü (with alkaline batteries): 6 saat (Normal mode), 11 saat (Stamina mode) 

Dimensions: 70(W) x 156.3(D) x 35(H)mm 

Weight: 280g (without batteries) 

Muharrem Ertaş'ın Ardından


Ünlü halk ozanımız Muharrem Ertaş, 1913 yılında Kırşehir’in Yağmurlu büyükoba Köyü'nde doğdu. Annesi Ayşe Hanım, babası zurnacı Kara Ahmet'ti. Ataları, Anadolu'nun bir çok yerinde profesyonel müzisyen olarak karşımıza çıkan Abdal Aşiretleri’ndendi. Göçer bir aşiret olan Abdallar, daha sonraları Kırşehir havalisine yerleşmişlerdi.
Ertaş'ın ilk ustaları, dayısı Bulduk Usta ve Yusuf Usta oldu. Küçük yaşlardan itibaren eline aldığı sazıyla köy köy dolaştı Muharrem Ertaş. Bazen sünnetçilerle, "düğün çalmaya" gitti, bazen köy odasındaki muhabbetlere katıldı sazıyla ve sesiyle...Her ne kadar "bozlak ustası" diye ün yaptıysa da, Orta Anadolu'nun yöresel melodilerini de repertuarında bulundururdu. Özellikle çalıp söylediği halaylar, birer şaheser niteliğindedir.

"Ustaların Ustası" Muharrem Ertaş, Bozlak geleneğinin en güçlü temsilcilerindendi. Ses genişliği, rengi ve tınısının yanısıra, gırtlak nağmeleri, kendine has ses kullanma teknikleri ve "yiğitçe edası" ile, gelmiş geçmiş en büyük Bozlak okuyucusu olarak kabul edilir. Onun için Bozlak, gökkubbeye salınan bir çığlıktır adeta. Karacaoğlan'dan, Kerem'den, Aşık Garip'den, Pir Sultan Abdal'dan ve Aşık Sait'ten okuduğu her türküyü, o anki ruh halinin bir gereği olarak, her seferinde yeniden yorumlar.

71 yılda biriktirdiklerini oğlu Neşet Ertaş'a aktaran Muharrem Ertaş, yedi-sekiz yaşlarında iken dayısı Bulduk Usta'dan bağlama dersleri almaya başlamış. O günleri şöyle anlatıyor:

"Çalıp söyleme merakım küçük yaşlarda başladı. Bulduk dayımın çok güzel sesi vardı. Bir köyde türkü söyledi mi, diğer köyde dinlenirdi. Hatta seferberlikte asker kaçaklarını yakalamak için, subaylar dayımı yanlarına alır, köy köy dolaşırlarmış. Dayıma türkü söylettirip, kendileri de pusuya yatarlar ve dayımın sesine dağlardan inen kaçakları yakalarlarmış. Bulduk Usta beni çok severdi, merakımı görünce beni yanına aldı. Her gittiği yere götürdü. Düğünlerde, bayramlarda, eğlencelerde yanından ayırmayarak ustalarından öğrendiğini bana da öğretirdi. Yedi yıl boyunca onunla çalıştıktan sonra artık tek başıma çalıp söylemeye başladım."

Bu dünyada 71 yıl yoksul, kendi halinde ve sessizce yaşayan Muharrem Ertaş, 1984 yılının 3 Aralık günü yine sessiz bir şekilde vefat etti. Son sözleri, gerisini tamamlayamadığı; "Sazımın emaneti..." oldu.

Muharrem Ertaş, 1970’li yıllardan itibaren, o yıllarda büyük bir şöhrete sahip olan ‘Neşet Ertaş’ın babası Muharrem Ertaş’ olarak ismi daha çok duyulur olmuş, fakat hiçbir zaman layık olduğu gerçek şöhrete erişememişti. O şan şöhret için, büyük paralar kazanmak için sanat yapan biri olmadı hiçbir zaman; olamazdı da. Çünkü çalıp söylemek, onun için doğal yaşam biçimiydi. Bugün oğlu Neşet Ertaş, babasının bütün duygularının kendisine intikal ettiğini ve çaldığı havalardaki etkilerin büyük bir kısmının babasına ait olduğunu söylüyor. 

Kebikeç


"Yâ Kebikeç, yâ Hafız"


“Kebikeç” isimli bir dergimiz var, Kudret Emiroğlu'nun yayın yönetmenliğinde çıkan. Kebikeç, haşarat ve zararlı böceklerin iş ve hareketlerini düzenleyen meleğin adıdır. Kitap kurtları ve güveler de bu meleğe bağlı olup, izinsiz iş yapamazlarmış. Bu inanış sebebiyle eskiden kitaplara “Yâ Kebikeç” yazılır ve böylece kitabın, her tür haşarata karşı sigortası yapılırmış. Nitekim, el yazması eserlerin pek çoğunun cilt kapağında yahut rastgele bir yerinde bu ismi görürüz. Genellikle tuğra biçiminde yazılan Kebikeç, bir nevi haşarat ilacıydı anlayacağınız. Zira eskiden kitapları güve ve haşarattan korumak oldukça zormuş. Bir aralar, mürekkeplere ilaç karıştırılmış yahut kitabın âherine, yani yumurta akı ve nişastadan yapılıp kâğıda sürülen cilaya, böceklerin hoşlanmayacağı bir koku ifraz eden maddeler katılmış.

Rivayete göre, mollanın biri, kitabını kurtların yediğinden şikayetle hocasına gider. O da kitabın sonuna “Yâ Kebikeç” yazmasını tavsiye eder. Molla denileni yapar. Ama ne çare; kitabı hâlâ kurtlar yemektedir. Kurt çok geçmeden kitabın son sayfasına dadanınca, molla soluğu hocasının yanında alır. Yine şikayetle söze başlar. Hoca sorar:
-         “Yâ Kebikeç” yazmadın mı?
-         Yazdım efendim, yazdım… Ama önce Kebikeç'i yemişler, şimdi de kitabı yiyorlar…