31 Temmuz 2012 Salı

Kebikeç


"Yâ Kebikeç, yâ Hafız"


“Kebikeç” isimli bir dergimiz var, Kudret Emiroğlu'nun yayın yönetmenliğinde çıkan. Kebikeç, haşarat ve zararlı böceklerin iş ve hareketlerini düzenleyen meleğin adıdır. Kitap kurtları ve güveler de bu meleğe bağlı olup, izinsiz iş yapamazlarmış. Bu inanış sebebiyle eskiden kitaplara “Yâ Kebikeç” yazılır ve böylece kitabın, her tür haşarata karşı sigortası yapılırmış. Nitekim, el yazması eserlerin pek çoğunun cilt kapağında yahut rastgele bir yerinde bu ismi görürüz. Genellikle tuğra biçiminde yazılan Kebikeç, bir nevi haşarat ilacıydı anlayacağınız. Zira eskiden kitapları güve ve haşarattan korumak oldukça zormuş. Bir aralar, mürekkeplere ilaç karıştırılmış yahut kitabın âherine, yani yumurta akı ve nişastadan yapılıp kâğıda sürülen cilaya, böceklerin hoşlanmayacağı bir koku ifraz eden maddeler katılmış.

Rivayete göre, mollanın biri, kitabını kurtların yediğinden şikayetle hocasına gider. O da kitabın sonuna “Yâ Kebikeç” yazmasını tavsiye eder. Molla denileni yapar. Ama ne çare; kitabı hâlâ kurtlar yemektedir. Kurt çok geçmeden kitabın son sayfasına dadanınca, molla soluğu hocasının yanında alır. Yine şikayetle söze başlar. Hoca sorar:
-         “Yâ Kebikeç” yazmadın mı?
-         Yazdım efendim, yazdım… Ama önce Kebikeç'i yemişler, şimdi de kitabı yiyorlar…

Hiç yorum yok: