8 Ağustos 2012 Çarşamba

Berkant


Berkant Akgürgen, 31 Aralık 1938 Ankara doğumlu. Onun müzik macerası, ortaokul sıralarında çaldığı pompalı ağız mızıkasıyla başlıyor. On dört yaşında Dean Martin, Frank Sinatra ve Nat King Cole gibi müzisyenlerin şarkılarından oluşan geniş bir repertuara sahipmiş. Lise yıllarında kendini geliştirmiş, piyano dersleri almaya başlamış. İlk sahneye çıkışı, Üstün Poyrazoğlu Orkestrası ile Bahçelievler Akalın Düğün Salonu'nda. Yıl 1957... Daha sonra Jüpiter Kanteti adında bir orkestra kurmuşlar ve Ankara'da çeşitli gece klüplerinde sahneye çıkmaya başlamışlar. Ankara Radyosu'nda bant programları da yapıyorlarmış....

1960 yılında bahriyeli olarak askere gitmiş Berkant. Askerde bandoda olduğu için, tenor saksafon dersleri almaya başlamış. 1964 yılında askerliğini bitirip Ankara'ya döndüğünde, Yurdaer Doğulu’yla bir orkestra kurup çalışmaya başladıklarını görüyoruz. İstanbul'da Kulüp Fuaye'den teklif alınca, İstanbul'da sahne çalışmalarına başlamışlar. Birçok gece kulübünde program yapmışlar.

1965 yılında Vasfi Uçaroğlu Orkestrası'nın solistliğine geçmiş Berkant. Kamuran Akkor’la aynı sahneyi paylaşmışlar. Aynı yıl ilk 45’liği olan olan "Cici Pabucum Cici - Arabamın Atları" yayınlanmış. Daha sonraları Sezen Cumhur Önal ile çalışmaya başlamış ve ilk olarak "Evvel Zaman İçinde" adlı şarkıyı yapmışlar. Bunu "Ah Kızlar", "Bir İçim Su", "Sana Şarkımı Bıraktım" gibi çalışmalar izliyor...
1966 yılında kulüp çalışmalarını bırakan Berkant, bu kez gazinolarda görünmeye başlamış. O seneye kadar yaptığı çalışmaların sözlerini Sezen Cumhur Önal yazarken, Metin Bükey ve Teoman Alpay'dan "Samanyolu" bestesini seslendirmesi teklifini almış. 1967’nin Eylül ayı, "Samanyolu - Özledim Seni" 45’liğinin çıktığı tarih. İlginçtir, ilk zamanlarda fazla ilgi görmemiş "Samanyolu"... Oysa daha sonra bu şarkı Berkant’la özdeşleşerek, günümüzde bile hala popülerliğini koruyan bir parça oldu.

"Samanyolu"ndan sonra Berkant’ın film ve plaklara Türkçe beste çalışmaları yaptığını görüyoruz. "Nisan Yağmuru", "Mevsim Bahardı", "Hayat Sevince Güzel", "Bülbül Yuvası" gibi çalışmalar yaptı. Bu arada bir de film teklifi aldı ve Gönül Yazar’la "Trafik Belma" filmini yaptılar.

1975 yılında son plak çalışması olan "Fani Dünya - Izdırap Çocuğu" yayınlandı. 1980'li yıllarda gazinoların azalması ve taverna çalışmalarının çoğalması nedeniyle, Avrupa turnelerine çıkmaya,  otel gece kulüplerinde programlar yapmaya başladı. 1990'da çalışmak için Londra'ya gitti, bir sene Türk lokallerinde sahneye çıktı. Yurda döndükten sonra Ankara, İzmir, İstanbul'da, Anadolu'nun çeşitli illerindeki gece kulüplerinde sahneye çıktı. 1996'da Tarsus'ta çalışırken, eski dostu Hamit İzol gelerek, Benim otelimde Alem Bar adlı bir gece kulübüm var, gel orada başla, hem de müdürü ol’’ dedi. Böylece Berkant Mersin’e yerleşerek, Hamit İzol'un kanatları altında, Sultaşa Otel’de şarkı söylemeye başladı. 750 milyon lira maaş karşılığında...

Yener Süsoy’la yaptığı bir söyleşide, “şu anda hak ettiğim yerde değilim, bunun da suçlusu benim.” diyor Berkant. Ve şöyle devam ediyor:

“Şimdi anlıyorum ki, müzik olarak çok daha iyi şeyler yapmalıymışım, halbuki çok basit şeylerde kalmışım. En büyük hatam çok fazla Türkçe sözlü şarkı yapmam oldu, aşırıya kaçtım. Onun yerine ‘‘Samanyolu’’ gibi özgün besteler söylemeliydim. Rahmetli Zeki Müren, bir gün bana ‘‘Sen Samanyolu'ndan sonra alaturkaya dönseydin beni mahvederdin’’ dedi. Yapamazdım, çünkü ben orkestra şarkıcısıydım. Batı müziğine şartlanmıştım. Dönek olsaydım ben de kalkıp arabesk söylerdim.”

Yeni kuşak müzisyenlere sataşmadan duramıyor Berkant: 

“Bizim kuşak bileğinin hakkıyla ün sahibi oldu, şimdikiler televizyon çocuğu. Arkamızda Allah'tan kimsenin desteği olmadan aslanlar gibi sahnelere çıkıp, binlerce kişiye sesleniyorduk. Müşteriler bedava davetiye dağıtılmıyordu, hem biz kazanıyorduk, hem de işverenler. Bizler gibi çalıştığımız gazinolar da yaptıkları çalışmalarıyla, müzikaliteleriyle yer alırdık. Şimdi basından izliyorum; masaların üstüne çıkılıyor, ayakkabılardan şampanya içiliyor, paralar, peçeteler havalarda uçuşuyor. Bizler arasında uluorta seviyesiz atışmalar olmazdı, kimse kimsenin şarkısını söylemezdi. Şimdi bakıyorum; o bununla yakalanmış, onun şuna borcu var, filanca falancanın ayağına kurşun sıkmış, bu devir böyle. Onun ben bunların arasına girmiyorum, insanı sıcak, oksijeni bol Mersin'de huzur içinde yaşıyorum.”

Berkant ilerleyen yaşına karşın, kendisinin ve ailesinin geçimini sağlamak için çalışmak zorunda kaldı. Şöhret sahibi olan, ama para sahibi olamayan müzisyenlerimizden o.

“Bu yaştan sonra tekrar sil baştan yollara düşecek vaziyette değilim. Bir şeyler bırakarak gideceğime inanıyorum, zaten bundan fazlası da abes olur. Tek istediğim, tek rüyam İstanbul'da bir jübile yapmak. 45 yıldan beri aralıksız şarkı söyleyen biri için çok değil herhalde. Ölmeden önce yapılırsa çok mutlu olacağım.” 

Berkant'ın bu isteği yerine geldi. Beyoğlu Belediyesi, sanatçı için Atatürk Kültür Merkezi’nde bir gece düzenledi. Bu gecede Muazzez Ersoy, Erol Büyükburç, Ali Kocatepe, Selçuk Alagöz, Ayten Alpman, Şükran Ay, Sibel Turnagöl, Kamuran Akkor, Özdemir Erdoğan, Ersan Erdura, Coşkun Demir, İskender Doğan, Selmi Andak, Salim Dündar ve Rıza Silahlıpoda sahne almıştı... 

Berkant 1 Ekim 2012 sabahı, akciğer kanseri tedavisi gördüğü hastanede hayata gözlerini yumdu. Anısına saygıyla...

Hiç yorum yok: