3 Ağustos 2012 Cuma

Kazancı Bedih


Urfa sıra gecelerinin vazgeçilmez ismi Kazancı Bedih, ünü Türkiye’ye yayılmış bir müzik adamına hiç yakışmayan şekilde aramızdan ayrılmıştı. Gerçi kime yakışır ki böyle pisipisine bir ölüm: Evindeki katalitik sobadan sızan gaz nedeniyle, eşiyle birlikte zehirlenerek öldü Kazancı Bedih. Kendisi 75, eşi Fatma Hanım 67 yaşındaydı. Haberlere göre, yaklaşık 10 bin kişilik bir kalabalık son yolculuğuna uğurladı müzisyeni...

Kazancı Bedih, sıra gecelerinin vazgeçilmez ismiydi dedik... Ama 2003’ün Eylül ayında bir açıklama yapmış, artık yorulduğunu, asıl mesleği olan kazancılık mesleğine geri döndüğünü açıklamıştı. 15 yaşından bu yana sıra gecelerine çıkıyordu; yani 60 yıldır. Son hoyratını kameralara okuyan Kazancı Bedih, "Yoruldum ve yaşlandım yapamıyorum. Artık kazancılık mesleğine döndüm, kendi mesleği yapıyorum. İbrahim Tatlıses, Selahattin Alpay ve Mahmut Tuncer çağırırsa onlara giderim; diğerlerine artık gidemiyorum" demişti.

Bir de rahatsızlığı vardı ustanın: Eski sıra gecelerinde cümbüş, keman ve tambur kullanıldığını belirtiyor, ancak şimdi org ve gitarla sıra geceleri yapıldığından yakınıyordu. “Onun için tadı kalmadı artık" diyordu, sıra geceleri için...

Kazancı Bedih’i tanımak için, önce Urfa’daki “sıra geceleri”ni bilmek gerekiyor. Folklor araştırmacısı Abuzer Akbıyık’a göre, Şanlıurfa’da yıllardan beri süregelen bir gelenek olan “sıra gecesi”, bir arkadaş grubunun her hafta bir kişinin evinde olma üzere, sırayla yaptıkları toplantıları ifade ediyor. Sıra gecelerinde arkadaşlıklar, yakın dostluklara dönüşüyor. O kadar ki, sıra arkadaşı, yakın bir akraba gibi algılanıyor. Birliğin, beraberliğin, sevginin ve hoşgörünün tohumu sıra gecelerinde atılıyor, yıllar süren sıra arkadaşlığıyla bu tohum büyüyüp, adeta ulu bir çınar haline geliyor.

Urfalı, cemaatle oturup kalkmayı, gelenek ve göreneklerini, adab-ı muaşeret kurallarının çoğunu sıra gecelerinde öğreniyor. Bu yönüyle sıra gecesi, adeta bir halk mektebi. Memleketin önemli meseleleri sıra gecesinde konuşulup karara bağlanıyor. Bu yönüyle de sıra gecesi, bir istişare meclisi. Örneğin, Kurtuluş Savaşı yıllarında Urfa’nın düşman işgalinden kurtarılmasıyla ilgili ilk toplantı, bir sıra gecesinde yapılmış...

Sıra geceleri, geleneksel oyunlar oynanıyor, zengin Urfa sofrası yemekleri, özellikle çiğ köfte yenip, acı kahveler içiliyor. Ve elbette, Kazancı Bedih’i yaratan geleneksel müzik de bu ortamlarda icra ediliyor. Bir usta çırak geleneği içinde, söylenen şarkılar, gazeller, hoyratlar kuşaktan kuşağa geçiyor. Gençler makam ve usulü burada öğreniyor, ilk müzik terbiyesini burada ediniyor. Bugün meşhur olan pek çok Urfalı sanatçı, sıra gecelerinde yetişmiş. Uzun süre gölgede kalıp, sonradan ülke çapında tanınan Kazancı Bedih de bunlardan biri...

Kazancı Bedih, 1 Ocak 1929 tarihinde Şanlıurfa’nın Siverekli mahallesinde doğmuş. Babası Dalyanlardan Culhacı Halil, annesi Şatıroğullarından Zemzem. Tam adı Bedih Yoluk olan sanatçının asıl mesleği kazancılık. Bu nedenle kendisine “Kazancı Bedih” denilmekte. Herkes kendisini bu lakapla tanıyor. Kazancı olarak ilk ustası Hasan Diyar’mış ve uzun zaman bu ustanın yanında çalışmış. Daha sonra Aziz ve Kadir Ucar ustaların yanında kazancılık yapmış.  1949 yılında askere gitmiş, Bingöl’de ve Elazığ’da bando bölüğünde askerliğini tamamlamış. Askerden dönünce belediyeye girmiş, 26 yıl çalıştıktan sonra 1986 yılında emekli olmuş. Emekli olduktan sonra hacca gittiğini de biliyoruz. Boş gezmemek ve günlük nevalesini çıkarmak için, Urfa pazarında demlik ve cezve tamiri yaptığı küçük bir dükkan açmıştı. Öldüğü güne kadar da bu işi yaptı.

Asıl işi kazancılık da olsa, Şanlıurfa’nın yetiştirdiği en ünlü gazelhanlardan biriydi Bedih Yoluk. Sıra gecelerinin sayılan, sevilen ve takdir edilen kişilerindendi. Fuzuli, Nabi, Nezihe, Furugi, Abdi gibi çeşitli şairlerin gazellerini, Şanlıurfa makam geleneğine uygun olarak, davudi ve etkileyici sesiyle okuyordu. Gazelin sevilmesinde, gazel okuma geleneğinin yaygınlaşmasında çok büyük hizmetleri olmuştu Kazancı Bedih’in. Çok bilinen bir maya, Bedih’in okuyuşuyla bambaşka bir havaya dönüşüyordu. İbrahim Tatlıses, Selahattin Alpay gibi birçok ünlü sanatçının, gazel okurken Kazancı Bedih’i taklit ederek onun tavrında okumaya çalıştığı söyleniyor. Gazel okumaktaki maharetinden dolayı, “pir” lakabına layık görülmüştü rahmetli sanatçımız. 

Oğlu Naci Yoluk'u gazel ve cümbüşte yetiştirdiğini söyleyen Kazancı Bedih, ud, tambur ve cümbüşü çok iyi çalıyordu. Gazelin yanında çok güzel maya, hoyrat ve türkü de okurdu. Müzikle ilgisi küçük yaşlarına uzanıyor. Ailenin tek çocuğu olduğundan, babasının ısrarıyla 14 yaşında evlenmişti. Babasıyla birlikte, Balıklıgöl'den çıkan suyun bir kanalla Hasan Paşa camiine geçtiği yerde bulunan Mecbelbahır’a giderlerdi. Burada bir çay bahçesi işleten kişi, müziğe meraklıydı. Oraya kurduğu gramofondan, müşterilerine günün en sevilen sanat müziği parçalarını, Hafız Burhan, Müzeyyen Senar, Safiye Ayla gibi ünlü sanatçıları dinletirdi. Müziğe olan merakı burada gelişen Kazancı Bedih, cümbüş çalmaya merak sardı.

Şanlıurfa’da eskiden müzik gruplarına “Takım” denirdi ve bir yere çağrıldığında herkes takımıyla giderdi. Kazancı Bedih de takım arkadaşlarıyla birlikte Seyfettin Sucu, Demir İzzet, Mahmut Coşkunses, İbrahim Tatlıses, Kadir Sema gibi ses sanatçılarıyla aynı müzik meclislerinde bulundu. Ama hiç plak yapmadı. Kasnak teybin Şanlıurfa’ya gelişinden sonra, bant yapma meraklılarının aranan kişisi oldu ve yüzlerce mahalli banda, herhangi bir ücret almadan gazel, maya ve türkü okudu.

Okur yazar olmadığı için, önceleri gazelleri dinleme yoluyla ezberliyordu Kazancı Bedih. Ama uzun gazelleri bu şekilde öğrenmek zor olduğu için, gece mektebine devam etti. Son yıllarında, pek iyi olmasa da okuyabiliyor, meramını anlatacak kadar da yazabiliyordu. Gazellerin yanısıra, uzun havaları ve türküleri de kendine has bir tavırla yorumluyordu.

Kazancı Bedih, radyo ve televizyon programlarına da katılmıştı. Bunların arasında İbrahim Tatlıses’in hazırladığı “İbo Show”, Selahattin Alpay’la yaptığı program ve Ali Bozkurt’un hazırladığı “Bizim Eller” programı ilk akla gelenler. Ayrıca “Eşkıya” filminde yer alarak, sinema tarihinde de ölümsüz bir yer edinmişti. Bugün gazel okuyan bir çok kişiyi yetiştirdiği gibi, birçok kişi de mahalli bantlarını dinleyerek ondan faydalandı ve onun tavrında söylemeye çalıştı. Oğlu Naci Yoluk'un da sesi ve tavrı babasına çok benziyor.

Kazancı Bedih, 'Babadan Oğula' adını verdiği albümüyle ile sıra gecelerine veda etmişti. Türkiye’nin değişik illerinde, ayda yaklaşık 20 sıra gecesine katılıyordu. Repertuvarı o kadar genişti ki, okuduğu gazellerin sayısını bile bilmiyordu. Kimi zaman sabaha kadar süren ve dertleşme, müzik, mırra, çiğköfteyle geçen geceler için, “Bizim konservatuvarımız da sıra gecesi.”demişti Kazancı Bedih. Başka sanatçılar tarafından okunan eserlerinden fazla telif almamış, son çıkan kasetlerini oğlunun teşvikiyle yapmıştı. Artık yorulduğunu ve sıra gecelerine katılmayacağını söylüyordu. Özellikle son dönemlerde, beş yıldızlı otellerde çıktığı sıra geceleri kendisini oldukça yıpratmıştı. “Urfa Sıra Geceleri” adlı albümünün Türkiye'nin bütün yörelerinde ilgiyle karşılanmasından mutlu olduğunu belirtiyordu.

Kazancı Bedih de sonsuzluğa karıştı. Geride yedi çocuğunu, torunlarını ve milyonlarca sevenini bırakarak gitti gazellerin Piri... 

Hiç yorum yok: