8 Mayıs 2014 Perşembe

Solgun Ateş'ten Bir Bölüm...

17. Mısra: Sonra kademeli                  29. Mısra: gri

Şairimiz burada fevkalade bir tesadüfle (belki Shade’in sanatının çoksesli doğasına içsel bir tesadüftür), üç hafta sonra tek bir ölümcül an için göreceği, fakat o sırada (2 Temmuz’da) tanıması mümkün olmayan bir adamı isimlendirir gibi (kademeli, gri)[i]. Jakob Gradus kendisini bazen Jack Degree, bazen Jack de Gray ya da James de Gray olarak tanıtırdı[ii]; polis kayıtlarında Ravus, Ravenstone ve d’Argus olarak geçiyor. Sovyet döneminin al yanaklı Rusya’sına marazi bir sevgi duyduğu için, adının asıl kökenini Rusça üzüm demek olan vinograd’da aramak gerektiğini savunurdu; buna Latince bir ek gelince, Vinogradus olmuşmuş. Babası Martin Gradus, Riga’da bir protestan rahibiymiş; ama babası ve dayısının (Roman Tselovalnikov, polis memuru ve Sosyal-Devrimci Parti’nin yarım zamanlı üyesi) dışında, tüm sülalenin likör işiyle iştigal ettiği anlaşılıyor. Martin Gradus 1920 yılında ölünce, dul eşi Strasbourg’a taşınmış ve kısa zaman sonra o da ölmüş. Alsace’lı bir tüccar olan bir diğer Gradus, gariptir ki katilimizle akrabalığı olmamakla birlikte, yıllardır onun ailesiyle yakın iş münasebetleri içindeymiş. Bu adam, oğlanı evlat edinip, kendi çocuklarıyla birlikte büyütmüş. Anlaşıldığı kadarıyla genç Gradus bir dönem Zürih’te eczacılık okumuş, başka bir dönemdeyse, gezgin bir şarap eksperi olarak sisli üzüm bağlarına seyahat etmiş.  Ardından ufak tefek yıkıcı faaliyetler içine girdiğini görüyoruz – öfkeli broşürler basmak, ne idüğü belirsiz sendikalist grupların ulaklığını yapmak, cam fabrikalarında grevler örgütlemek gibi. Kırklı yıllarda brendi satıcısı olarak Zembla’ya gelmiş. Sonra bir meyhanecinin[iii] kızıyla evlenmiş. Aşırı uçtaki partiyle, partinin ilk çirkinliklerinden beri bağlantı içindeymiş; devrim patlak verince, mütevazı örgütsel yetenekleri, kendisine çeşitli görevler verilmesini sağlamış. Yüreğinde menfur bir amaç ve cebinde dolu bir tabancayla Batı Avrupa’dan ayrılışı, masum bir şairin masum bir ülkede, Solgun Işık’nın ikinci kantosuna başlamasıyla aynı güne denk gelmiş. Düşünceler içindeki Gradus’a eşlik edeceğiz; uzak, loş Zembla’dan yeşil Appalachia’ya uzanıyor, şiirin ritminin yolundan giderek bir kafiyenin yanından geçip, devam eden bir dizenin köşesinden kayıyor; durak yerlerinde soluklanıp, daldan dala atlar gibi dizeden dizeye uzanarak sayfanın dibine erişiyor; iki kelimenin arasına saklanıp (596. mısraya dair nota bakınız) yeni kantonun ufkunda tekrar belirerek, veznin devinimleri içinde adım adım yaklaşıyor; sokaklardan geçerek, beşli ölçünün asansöründe bavuluyla yükselip sonra aşağı inerek yeni bir düşünce zincirine tutunduktan sonra, bir otelin kapısından giriyor; yatağın başucundaki ışığı yakıyor. O sırada Shade bir kelimenin üzerini çiziyor; şair kalemini gece boyunca duracağı masaya bırakırken,  Gradus da uykuya dalıyor.



[i] İngilizcede “kademeli” anlamındaki “gradual”ı çağrıştıran “Gradus”, aslında “Yunanca veya Latince bir vezin sözlüğü” anlamına geliyor.
[ii] “Degree”: Kademe (İng.); “Gray”: Gri (İng.).
[iii] Özgün metindeki “publican” kelimesi, İngiltere’de “vergi tahsildarı” anlamında da kullanılıyor.

Hiç yorum yok: