25 Haziran 2014 Çarşamba

... Güzeli güzel olduğu için sev ...


"... güzeli güzel olduğu için sev ve dergilerden uzak dur. Gemilere ve denize dön; sana tavsiyem budur, Martin Eden. Hasta ve kokuşmuş insanlarla dolu bu şehirlerde işin ne? Her gün dergilere yaranmak için güzellikleri piç etmekle kendi boğazını kesiyorsun. Geçen gün alıntıladığın o söz neydi? Ha, evet, “İnsan, son efemerid”. Sen, efemeridlerin sonuncusu olarak niye şöhret kazanmak istiyorsun? Şöhreti yakalarsan, seni zehirler. Böyle ucuzluklara gelemeyecek kadar basit, yalın ve akılcı olduğuna inanıyorum. İnşallah dergilere tek bir satır yollamazsın. Hizmet edeceğin tek efendi, güzellik olsun. Ona hizmet et ve gerisini boşver gitsin! Başarı! Henley’nin Apparition’ını gölgede bırakan şu Stevenson sonen, “Aşk Döngüsü” ya da bu deniz şiirleri başarı kazanamıyorsa, başarı neye yarar Allah aşkına?.. Senin tatminin bir şeyi başarmak değil, o şeyi yapıyor olmak. Bana söyleyemiyorsun. Biliyorum bunu. Sen de biliyorsun. Güzellik canını yakıyor. İçinde dinmeyen bir acı, iyileşmeyen bir yara, alevden bir bıçak bu. Neden dergilerle düşüp kalkasın? Bırak güzellik son durağın olsun. Güzelliği paraya tahvil etmek niye? Zaten yapamıyorsun; bu konuda telaşlanmam beyhude. Dergileri asırlarca okusan, Keats’in bir dizesinin yerini tutmaz. Şöhreti ve parayı boşver, yarın bir gemiye yazıl ve denizlerine dön.

Martin gülerek:

− Şöhret değil, aşk için, dedi, senin Kozmos’unda aşka yer yok gibi; oysa Güzellik benim gözümde, Aşk’ın hizmetçisidir.

Brissenden ona hem acıyarak ve hem de özenerek baktı.

− Çok gençsin Martin oğlum, çok gençsin. Yükseklere uçacaksın ama kanatların en ince kumaştan yapılmış, en güzel boyalarla boyanmış; dikkat et güneşte alazlanmasınlar. Ama tabii sen onları alazladın bile."

Hiç yorum yok: