29 Ağustos 2014 Cuma

Popüler Kültür ve Nabokov'un Küçük Kızı

Tatilde okuduğum kitaplardan biri, Graham Vickers'ın Lolita romanını ve bu romanın popüler kültüre yansımalarını ele aldığı eseri, Chasing Lolita - How Popular Culture Corrupted Nabokov's Little Girl All Over Again oldu. Kitabın başlığı, Lolita'nın Peşinde - Popüler Kültür Nabokov'un Küçük Kızını Yeni Baştan Nasıl Kirletti diye çevrilebilir. 2008 baskısı kitap, kapitalist kültür-tüketim endüstrisinin Nabokov'un romanındaki küçük kız imgesini kendi yararına nasıl kullanıp dönüştürdüğünü inceliyor. Şöhreti "bir isim etrafında toplanabilecek yanlış anlamaların bütünü" olarak tanımlayan Alman şair Rainer Maria Rilke'yi anan kitap, bu sözün, "ölümünden elli yıl sonra Dolores Haze'in başına gelenler"i çok iyi anlattığını belirtiyor.

Bu okumanın, yakın zaman önce bloğa koyduğum, iki Lolita uyarlamasıyla ilgili yazının ardına gelmesi, güzel bir devamlılık sağladı.  Dolores Haze'in, yani Lolita'nın başına gelenler, Stanley Kubrick'in 1962 yılında romanı sinemaya uyarlamasıyla başlıyor aslında. Lolita'nın ilk kez yazarın ve okurun imgeleminden sıyrılıp görselliğe bürünmesi, bu filmin afişiyle oluyor. Çerçevesi kalp şeklindeki kırmızı güneş gözlüğünün üstünden bize bakarken  lolipopunu (fallik bir simge) emen cazibeli küçük kız fotoğrafıyla, Lolita ilk kez gözlerimizin önünde cisimleşmiştir. Oysa Vickers'a göre romanda, Lolita'nın okul arkadaşlarından daha albenili, cinsel arzulara dana fazla hitap eder tarzda göründüğüne dair hiçbir ipucu yoktur. Esasen Kubrick'in filminde Lolita, afiştekiyle alakası olmayan düz çerçeveli bir güneş gözlüğü kullanır, böyle lolipop falan da yemez. Afişteki Lolita, filmin başrol oyuncusu Sue Lyon'a hiç benzememektedir aslında.Yani filmin afişi, her seviyede yanıltıcıdır.


Bugün popüler kültürde yer tutan "Lolita" tasarımı, internet arama motorlarına bu kelimeyi yazınca karşımıza çıkan görsellerde kendini gösteriyor. "Lolita" deyince zihnimizde ve bilgisayar ekranında oluşan imgelerin ağa babası, Kubrick'in yukarıdaki film afişidir.





Oysa Graham Vickers'a göre, Lolita'yı canlandırmak için gereken çocuk yüzü, Sue Lyon'ınkinden farklıdırZazie dans le métro filminin çocuk yıldızı Catherine Demongeot, Nabokov'un kitabındaki betimlemeye çok daha fazla uymaktadır.

Catherine Demongeot

Lolita'nın Avrupa'da çıkan ilk baskısının kapağı, resimsizdi. Nabokov 1958'de Amerika'da basılacak ilk "hardcover"a da, küçük kızın resminin konmaması için ısrarlı davrandı. Ancak romanın sonraki neredeyse tüm baskılarında, yazarın bu hassasiyeti göz ardı edildi. Örneğin Penguin yayınevi, üç ayrı baskıda,  ikinci Lolita uyarlamasının yıldızı Dominique Swain'in fotoğrafını kullanmayı tercih etmiş.

 


"How did they ever make a movie of Lolita?" Yani, "Lolita'yı nasıl olup da filme çekmişler?" Kubrick, bu meraklı soruyu filminin tanıtım afişinde kullanmayı seçmişti. 14 Haziran 1962 tarihinde New York Times'da çıkan bir yazı, soruyu şöyle yanıtladı: "They didn't." Yani, "Çekmemişler." Stanley Kubrick, kitaptakiyle aynı isimde karakterleri barındıran, olay akışı kitaptakine benzerlik taşıyan bir film çekmişti. Ama Nabokov'un roman olarak yazdığı Lolita ile bir film senaryosu olarak yazdığı ve yönetmenin eliyle kırpılıp değiştirilerek beyaz perdeye aktarılan Lolita, belirgin şekilde farklıydı. Bir çok unsur yumuşatılmış, "seks" öğesi gerçek anlamda ortadan kaldırılmıştı.Graham Vickers, Kubrick'in filmini ağır şekilde eleştirirken, ağırlığını cömertçe, Adrian Lyne'in 1998 tarihli uyarlamasından yana koyuyor.Ona göre, Lyne'in filmi, Nabokov'un romanına 1962 tarihli örnekten çok daha fazla sadıktır; hatta bir uyarlamadan, temel aldığı romana ancak bu kadar sadık olmasını bekleyebiliriz. Lyne, yazarın oğlu Dmitri Nabokov'un da övgülerine mazhar olmuşa benziyor. 1997'de prodüksiyonun bitmiş halini gergin şekilde ona izlettiğinde, D. Nabokov filmi "fevkalade" bulduğunu söylemiş, ardından bu uyarlamayla ilgili övgü dolu sözler kaleme almıştı: "(Lyne'in filmi) Stanley Kubrick'in sunduğu mesafeli benzerliğe nazaran romana çok daha yakın bir sinematik şiirsel boyut yakalamış.... Son Lolita muhteşem."

Blog yazarının son sözü: Farklı tarihli iki her Lolita uyarlamasını da izleyin ama her şeyden önce romanı okuyun. Mümkünse özgün dilinden okuyun. İngilizce bilmiyorsanız, lütfen öğrenmeye çalışın. "Söylemesi kolay," diyeceksiniz, biliyorum; ama şuna emin olun: Sevdiğiniz bir yazarı özgün dilinden okumak için, sırf bunun için, bir dili öğrenmeye değer. Hele ki bu yazar Nabokov ise.

Hiç yorum yok: