24 Eylül 2014 Çarşamba

İnternetteki Nabokov Alıntıları: Hangisi Gerçek, Hangisi Değil?


İnternet ortamında, Vladimir Nabokov'dan alıntı olduğu söylenen çok sayıda cümle var. Bu cümleleri çoğaltıp yayanlar genellikle, yazarın bir tek kitabını okumamış, belki eline bile almamış kişiler. Alıntının nereden yapıldığı da belirtilmeyince, gerçekten Nabokov'a ait olup olmadığını bilmediğimiz ifadeler karşısında tereddütte kalıyoruz: Nabokov bu sözü gerçekten söylemiş mi, söylemişse nerede, hangi bağlamda? Bu onun bir mülakatta sarfettiği bir söz mü, yoksa romanlarındaki bir karakterin ağzından mı çıkmış? Bütün bunlar, bir alıntıyı değerlendirirken göz önünde bulundurulması gereken meseleler.

Yıllardır kafamı kurcalayan bu konuyu biraz deşmeye karar verdim. Alıntıların izini sürmek, Google hazretlerinin sunduğu imkânlara karşın çok zordu. NABOKV-L forumuna yazarak, forumun takipçilerinden bazı alıntılarla ilgili bilgilerini benimle paylaşmalarını rica ettim. Çok ilginç ve faydalı yanıtlar geldi. Bilhassa Toronto Üniversitesi'nden Joseph Schlegel, becerikli bir dedektif gibi bu işe mesai ayırarak, alıntıların kaynağına inmeyi başardı. Sonuçlara bu yazıda yer vereceğim. İşte internet ortamından derlediğim "Nabokov" alıntıları ve bu alıntıların gerçek kaynakları:



 - “Knowing you'll have something good to read before bed is among the most pleasurable of sensations.”

Türkçe iletilerde, "Yatmadan önce okuyacak iyi bir şeyinizin olması en güzel hislerden biridir." diye geçiyor.
Bu sözün Nabokov'a ait olmadığından neredeyse emindim ama yazarın söz konusu ifadeyi, LIFE dergisine verdiği bir mülakatta sarf ettiği ortaya çıktı:


***

“Do not be angry with the rain; it simply does not know how to fall upwards.”

En popüler "Nabokov" alıntılarından biri. "Yağmura kızmayın, yukarı doğru yağmayı bilmiyor işte." diye çevrilebilir. Görüldüğü kadarıyla, yazarın böyle bir sözü yok. Ama ona benzeyen bir sözü var ki, kıymetli Nabokov uzmanı Brian Boyd'un belirttiğine göre, tam da bu yazının yazıldığı gün piyasaya çıkan "Letters to Véra" kitabındaki mektupların birinde yer alıyor. Nabokov mektubunda, bir türlü dinmek bilmeyen bir yağmurun ardından, eşine şöyle demiş: 

"Don’t be too angry at the rain.You realize it has to fall, it can’t help itself – it’s not its fault, after all, it can’t fall up."
(Letters to Véra, p. 78)

Öte yandan, Joseph Schlegel'in saptadığına göre, Nabokov'un çağdaşı Bertolt Brecht'in İngilizceye şöyle çevrilmiş bir sözü var:

"The rain, as it is, falls downwards
and, as it is, doesn't fall upwards."


Ancak Nabokov'un Véra'ya yazdığı mektup, Brecht'in metninden yıllar öncesine ait. Aradaki benzerlik nasıl açıklanabilir, emin olamıyoruz. Belki yukarı doğru yağamayan yağmur, bir atasözünün parçasıydı.

***

“Human life is but a series of footnotes to a vast obscure unfinished masterpiece.”

Bu alıntı Pale Fire'dan (Solgun Ateş) ve ilgili kısmın bütünü şöyle:

"If I correctly understand the sense of this succinct observation, our poet suggests here that human life is but a series of footnotes to a vast obscure unfinished masterpiece."

Çevirisi: "Bu veciz gözlemi doğru anlıyorsam, şairimiz burada, insan hayatının koskoca, müphem, bitmemiş bir başyapıta düşülen dipnotlardan ibaret olduğunu söylemek istemiş."

Yukarıdaki cümle, Kinbote'un John Shade'in şiirinin 939-940'ıncı mısralarına getirdiği yorumdur. Bağlamından koparıldığı yetmezmiş gibi, cümlenin başı da atılınca, ifade kimlik değiştiriyor, bu kitabı çeviren bendenizin bile tanıyamayacağı hale geliyor. 

***

- “Don't cry, I'm sorry to have deceived you so much, but that's how life is.”

Alıntı Lolita'dan; ama hatalı. Aslı şöyle:

“Oh, don't cry, I'm so sorry I cheated so much, but that's the way things are.” 

***

“I need you, the reader, to imagine us, for we don't really exist if you don't.” 

Yine Lolita'dan, yine değiştirilmiş. Aslı:

“Imagine me, I shall not exist if you don’t imagine me.”

***

“Our imagination flies -- we are its shadow on the earth.”

Burada karmakarışık bir durum var. Alıntı, bir şiirden:

"Only the birds are able to throw off their shadow./ The shadow always stays behind on earth.// Our imagination flies:/ we are its shadow, on the earth."

Pale Fire'ı çağrıştıran bu dizeler, Meksikalı-İspanyol yazar Max Aub (1903-1972) tarafından (isminin sahihliğinden emin olamıyoruz), Antologia traducida (1963) adlı eserinden çeviri. Şiir, VLADIMIRO NABUKOV'a (1812-1872) atfedilmiş. Daha sonra Robert Bly bu şiiri, The Sea and the Honeycomb: A Book of Tiny Poems (The Sixties Press, 1966) adlı antolojisine koymuş. Kısacası, internet ortamında çok paylaşılan bu söz, Nabokov'un özgün metninden İspanyolcaya, oradan tekrar İngilizceye çevrilerek dönüşüme uğramış bir ifade.

***

- "If a violin string could ache, I would be that string.” 

Lolita'dan. Biraz değiştirilmiş. Özgün hali:

"The strain was beginning to tell. If a violin string can ache, then I was that string."

***

- “The writer's job is to get the main character up a tree, and then once they are up there, throw rocks at them.” 

Bu söz Nabokov'a ait değil gibi görünüyor. Allen Saunders, bir yazım formülü olarak, "Birinci perdede baş karakterinizi bir ağaca çıkarın; ikici perdede onu taşlayın; üçüncü perdede aşağı indirin onu," demiş: 

"After getting feedback for a story idea from his artists, he isolated himself to map it out over 13 weeks of dailies and Sundays (1953 article), with the playwriting formula 'First act, get your leading character up a tree; second act, throw rocks at him; third act, get him down.'"


Alıntının kaynağı Allen Saunders mi, emin olamıyoruz. Çünkü Joseph Schlegel'e göre söz konusu formül, o yıllarda zaten iyi biliniyordu ve hayli revaçtaydı.

***

- “Caress the detail, the divine detail.” 

Bu popüler alıntı, doğrudan Nabokov'dan değil; fakat onunla ilgili anılarını anlatan bir öğrencisi üzerinden. Aktaran Ross Wetzsteon; "Nabokov as Teacher" kitabından: "Caress the details ... the divine details.'"


***

Sonuç niyetine bir cümle: 

Çoğu kez bazı kitapların, mülakatların kıyısında köşesinde kalmış ifadelerin, internet ortamında büyük bir popülerlik kazanması, basılı kitap ve dergilerle sosyal medya ortamının nasıl kesişip, ne şekilde ayrıştığına dair ilgi çekici ipuçları sunuyor. 

Hiç yorum yok: