10 Eylül 2014 Çarşamba

Yıldız Ecevit'in Kaleminden, "Tutunamayanlar" ile "Solgun Ateş" İlişkisine Dair


"Oğuz Atay 1968 yılında, Sevin Seydi'yle paylaştığı Beyoğlu'ndaki evde "Tutunamayanlar" romanını yazmaya başladığında, Türk edebiyatında o güne değin birkaç kez hafifçe aralanmasına karşın kimsenin açmadığı bir kapıyı ardına kadar açtığının bilincindedir. (...) "Tutunamayanlar"da konudan konuya istediği gibi rahatlıkla atlayabileceği kurgusal olanaklardan birini, Sevin Seydi'nin kitaplığında karşılaştığı "Pale Fire" ("Solgun Ateş") adlı romanının sayfalarında bulur. "Pale Fire"ın ana kurgusu, John Francis Shade adlı kurmaca bir şairin yazdığı yaklaşık yirmi sayfalık dört şiir ile bu şiirlere dipnot tekniğiyle getirilen ve Charles Kinbote adlı yine kurmaca bir yazarın hazırladığı yaklaşık ikiyüz sayfalık bir açıklamalar bölümünden oluşur. Nabokov, "Açıklamalar" bölümünde, şiirde açıklama getirmek istediği şiir ya da dizeye bir dipnot düşüyor, sonra da bir bağlama dayanarak başlayan ya da konuyla hiçbir ilişkisi olmayan bu sözümona açıklama, özgürce kurgulanmış, akla hayale sığmayan bir anlatıya dönüşüyordur. Nabokov'un bulduğu bu kurgulama tekniği, daldan dala atlayan -çoğu bağımsız- metin parçacıklarını birbirine eklemlemek için iyi bir yoldur.


Atay'ın bu teknikten büyülendiği ortadadır. Nitekim, "Tutunamayanlar" romanının 163 sayfalık bölümünde Nabokov'un bu kurgulama tekniğini doğrudan doğruya kullanır Atay. O da Nabokov gibi önce bir şiir bölümü oluşturur. "Dün, Bugün, Yarın" başlığını taşıyan ve Selim Işık'ın yaşam öyküsünü anlatan beş şarkıdır bu. Sonra da dipnotlar düşerek Nabokov'dan ödünç aldığı bu tekniğin sağladığı rahatlıkla birbirinden yaratıcı anlatılar kurgular.


Oğuz Atay konusunda bir doktora tezi bulunan Alman edebiyat araştırmacısı Tatjana Seyppel, "[r]omanda, Pale Fire ayrıntılarına varıncaya kadar, hiç kuşkuya yer bırakmayacak şekilde taklit ediliyor. Burada söz konusu olan, asla naif, hayranlığa dayalı bir taklit değil; kaldı ki yazar, aldığı biçimi yeni bir içerikle dolduruyor," dedikten sonra, Nabokov'un romanıyla "Tutunamayanlar" arasındaki benzerlikleri tek tek sıralamayı sürdürür.




Modernist, daha çok da postmodernist edebiyatın legal bir biçim ve kurgu ögesi olan 'metinlerarasılık'ın (intertextuality), bugün bile 'intihal'/edebi çalıntı olarak değerlendirildiği geleneksel gözlüklü Türk edebiyatında bu kullanımın kendisine pahalıya mal olacağını bilmektedir Atay. "Bu tabii, Oğuz Atay'ın oynamaktan hoşlandığı 'tehlikeli' bir oyun," diyordur Cevat Çapan: "Birtakım okurlar veya eleştirmenler, işte burada falanca yazardan bunu almış, şurası falanca yazardan tırtıklanmış, diye yazarı suçlayabilirler. Oysa Oğuz Atay'ın hiç böyle bir sıkıntısı yok. (...) bunu çok altını çizerek yapıyor." "


"Ben Buradayım..." Oğuz Atay'ın Biyografik ve Kurmaca Dünyası
Yıldız Ecevit
İletişim Yayınları


1 yorum:

Eda Aslan dedi ki...

anlaşılması çok güç bir kitaptır solgun ateş.