24 Kasım 2014 Pazartesi

Bir Kapak Meselesi: "Sergey Nabokov'un Gerçekdışı Yaşamı"


 

Bir itiraf: Hadiseleri güzel tarafından gören, olumlu insanlara hep özenir, öyle olamadığım için kendimi suçlarım. Baktığım her yerde hataları bulan bir gözüm var; elimde değil. Fıtratım böyle galiba. Bizim memlekette hatadan bol bir şey olmadığı için, gözüm fıtratına uygun davranmakta pek zorlanmıyor tabii. Aslında keşke, herkes kapısının önünü süpürse sokakların tertemiz olacağını söyleyen meşhur sözdeki gibi, herkes kendi hatalarını görse, hata yapmamak için biraz daha özenli davransa da, gözlerim biraz dinlense. Olmuyor...

Sözü gene evlere şenlik yayıncılık dünyamızın ürünlerine getireceğim tabii. Bu kez konumuz geçtiğimiz günlerde Everest Yayınları tarafından piyasaya sürülen, Sergey Nabokov'un Gerçek Dışı Yaşamı. Peşinen söyleyeyim, çeviriyi okumadım. Paul Russell'ın kitabını İngilizce aslından (The Unreal Life of Sergey Nabokov) okumaya başlamış, ancak yarım bırakmıştım. Basınımızda çıkan olumlu eleştiriler bir yana, ben kitaptan hazzetmemiştim. Ama konumuz bu değil. Konumuz, Everest Yayınları'nın bu çeviriye yaptığı kapak.

Yazının girişinde, sol tarafta, kapaktaki fotoğrafın özgün halini görüyorsunuz. 1907 yılında, Nabokov ailesinin Vyra'daki yazlık evinde, ünlü fotoğrafçı Karl Bulla tarafından çekilmiş. Erken yaşlarda kelebek toplamaya merak sarmış bir çocuk, elinde gösterişli bir kelebek albümüyle poz veriyor. Bu çocuk, Nabokov ailesinin sonradan büyük bir yazar olacak bireyi: Vladimir Vladimiroviç Nabokov.

Peki bu fotoğraf, niçin Everest Yayınları'nın pembe çiçeklerle bezenmiş kitap kapağına girdi? Kitabın ismi, Sergey Nabokov'un Gerçekdışı Yaşamı madem? Nabokov'un Türkçeye Sebastian Knight'ın Gerçek Yaşamı başlığıyla çevrilen romanından esinlenmeyle adlandırılmış bu kitap, Nabokov'un hakkında çok az şey bilinen eşcinsel kardeşi Sergey'i ele alıyor. Kapağa Sergey yerine Vladimir'in resminin konulmasının, makul bir açıklaması yok. Akla gelen tek ihtimal var: Yayıncı bu fotoğrafın Sergey'e ait olduğunu sanmış.

Bu nasıl olmuş, bilmiyorum. İnternet ve arama motorları çağındayız. Çok kısa bir arama, bu fotoğrafın kime ait olduğunu hemen bildirir bize. Aslına bakılırsa bildiğim kadarıyla, Sergey Nabokov'dan kalmış iki fotoğraf var elimizde. Biri, kendisinden bir yaş büyük ağabeyi Vladimir'le çekilmiş küçük yaş fotoğrafı, diğeri de aşağıdaki toplu fotoğraf. Nabokov'un otobiyografik eseri Konuş, Hafıza'da yer alan bu fotoğraftaki kat izi, Sergey'in yüzünün biraz deforme olmasına yol açmış.



Bir Nazi toplama kampında ölen eşcinsel, kekeme, talihsiz Sergey'in başına ölümünden sonra gelebilecek en büyük talihsizlik, suretinin ağabeyinin suretiyle karıştırılması olabilirdi herhalde. Hata ve özensizlik kendini çoğaltıyor. Kitabın kapağında yer alan suretin (haliyle) Sergey olduğunu düşünen kitap tanıtımcıları, bu hatanın farkına varamıyor. Örneğin Cumhuriyet Kitap, Metin Celâl'in köşesinde, istemeden bu hatanın çoğaltıcısı oluyor:


Everest Yayınları, kitabın özgün baskısında niçin Sergey Nabokov'un fotoğrafına yer verilmediğini, temsili bir suret kullanıldığını merak etseydi keşke... Aşağıda, İngilizce baskının kapağını görüyorsunuz.


Son söz: Edebi kıymeti bakımından yüksek bir yere koymasam da, bir şekilde Vladimir Nabokov'un ailesine değinen bir kitabın basılmasından mutluluk duyuyorum. Ama ben Everest'in idarecilerinin yerinde olsam, bu kitabı piyasadan çekip yeni bir kapakla tekrar basardım. Maalesef biliyorum ki, bu asla olmayacak...

Yazıya ek:

Türkiye'de bu tür eleştiriler çoğu zaman görmezden geliniyor ve yapıldığıyla kalıyor. Ancak Everest Yayınları'nın yayın yönetmeni Cem İleri, eleştirimin Nabokov Günlüğü'nde yayımlanmasını takiben, bana bir cevap gönderdi ve bu cevaba yazımın sonunda yer vermemi istedi. Kendisine duyarlılığından ötürü teşekkür ediyor, ilettiği metni hiç değiştirmeden, yorumsuz olarak ekliyorum. Takdir okurundur:

Özellikle Nabokov çevirilerini ve blog yazılarını ilgiyle ve beğeniyle takip ettiğim Sayın Yiğit Yavuz, “Bir Kapak Meselesi: ‘Sergey Nabokov'un Gerçekdışı Yaşamı’” adlı yazısında, Everest Yayınları’nın bir yanılgısına değiniyor. Paul Russell’ın “Sergey Nabokov'un Gerçek Dışı Yaşamı” adlı romanının kapağında Sergey Nabokov’un fotoğrafının yerine Vladimir Nabokov’un fotoğrafının kullanılmış olduğunu belirtiyor.

Bir yanlış anlamaya neden olmaması açısından Everest Yayınları adına bir açıklama yapma gereği duyuyorum. Kapakta kullanılan fotoğrafın Vladimir Nabokov’a ait olduğunu tabii ki biliyorum. Bunun bilerek yapılmış bir tercih olduğunun, arka kapakta bir Vladimir Nabokov alıntısına yer vermemizin de bu seçimle bağlantılı olduğunun, Paul Russell’ın kitabının tam da iki kardeş arasında yaşam boyu süren sorunlu ilişkinin altını çizen temalarla yüklü olduğunun, Sergey Nabokov’un bir roman başkarakteri olarak seçilmesinin ardındaki itici gücün de, bizzat Vladimir Nabokov olduğunun dile getirilmesini bu şartlar altında gerekli görüyorum.

Söz konusu tasarım, romanın kurmaca gücünün altını çizmek, iki kardeş arasındaki çarpıcı ilişkiyi sezdirebilmek amacıyla bile isteyegerçekleştirilmiştir.

Kitabın arka kapağında yer alan şu ifadeler, neden böyle bir seçim yapıldığını anlatmaya yetecektir: “1943 Berlin. Şehir bombardımanlarla sarsılırken ünlü yazar Vladimir Nabokov'un kardeşi Sergey Nabokov, hayatının en büyük aşkını elinden alan Gestapo'nun her an kapısını çalabileceği endişesiyle, sıradışı hayatını kayıt altına almaya girişir: Devrim için gün sayan Rusya'da gerçeklerden azade çocukluk yılları; Cambridge Üniversitesi'nde kendi ve başkası olma yönünde atılan ilk adımlar; sürgünlerin mesken tuttuğu Paris'in bohem sanat çevresi içinde acı tatlı savruluşlar… ve birbirinden önemli isimlerle karşılaşmalar: Stravinski, Cocteau, Picasso, Gertrude Stein... Ama hepsinden önemlisi, nereye giderse gitsin hep takip ettiği, zihninden bir türlü atamadığı diğer Nabokov: Yeteneğinin, ününün ve başarısının daima gölgesinde kaldığı "ikiz"i.”

Ayrıca, Sayın Yavuz’un ifade ettiği durum, aslında ne kadar anlamlı bir iş yapıldığının da bir açıklamasıdır kesinlikle: “Bir Nazi toplama kampında ölen eşcinsel, kekeme, talihsiz Sergey'in başına ölümünden sonra gelebilecek en büyük talihsizlik, suretinin ağabeyinin suretiyle karıştırılması olabilirdi herhalde.”

Vladimir Nabokov’un, Yiğit Yavuz’un çevirisiyle yayınlanan “Konuş, Hafıza” adlı kitabından bir bölümü de söz konusu kitabın arka kapağında yer vermek amacıyla kendisinden bizzat isteyen benim. Hatta benim seçtiğim bölümün değil bir başka bölümün kullanılmasının “konuya daha uygun” olacağını dile getiren de kendisidir. Kitapta bu bölüm de çevirmenin ve yayınevinin adı verilerek kullanılmıştır.

Sayın Yavuz, bu yazıyı kaleme almadan önce en azından bize konuya ilişkin görüşümüzü sorsaydı, durum açıklığa kavuşturulmuş olurdu.

Son olarak, Sayın Yavuz’un haklı olduğu bir konuya değinmek istiyorum. Kapak tasarımındaki bu “oyun”un, en azından künye sayfasında ifşa edilmesi, bu tür bir sorunun ortaya çıkmamasını sağlayabilirdi.

Kendisine, bize cevap hakkı tanıdığı için teşekkür ederim.



Cem İleri
Everest Yayınları
Yayın Yönetmeni




Hiç yorum yok: