10 Kasım 2014 Pazartesi

İlk şiir..


"Şiir yazma ilhamının uyuşukluk verici çılgınlığının üzerime çöktüğü 1914 yazını yeniden kurmak için, tek yapmam gereken, bir kameriyeyi gözümün önüne getirmek. Ben o zaman on beş yaşında, ince uzun bir delikanlıydım ve o Temmuz ayında çok sık yağan gökgürültülü sağanakların birinden kaçıp, sözünü ettiğim kameriyeye sığınmıştım.
...
Tenis kortu, bir göller bölgesine dönmüştü.

            Parkın ötesinde, dumanlı çayırların üstünde bir gökkuşağı belirmişti; çayırların bitiminde, uzak bir köknar ormanının karanlık, girintili çıkıntılı hududu vardı; gökkuşağının bir bölümü bu ormanın üzerinden geçiyordu ve orman burada, önüne düşen yanardöner peçenin açık mavi ve pembe ışıklarıyla, büyülü biçimde titreşiyordu. Bu yumuşaklık ve ihtişam, tekrar çıkan güneşin eşkenar dörtgen camlardan kameriyenin zeminine yansıttığı renklerin, fukara hısmıydı.

            Bir an sonra ilk şiirim başladı. Buna vesile olan neydi? Galiba biliyorum. Bir kordat[1]yaprağın üzerinde bir parazitin rahatlığı içinde ışıldayan yağmur damlası, hiç rüzgâr esmezken, sırf kendi ağırlığıyla yaprak ucunun eğilmesine sebep oldu ve aniden bir cıva küreciği gibi orta damar boyunca süzülüp aktı; o zaman yaprak, parıltılı yükünü akıtmanın rahatlığıyla tekrar yukarı kalktı. Kordat, yaprak, sark, kalk; bunlar sanki bir zaman diliminde değil, o zaman içindeki bir çatlakta, eksik bir kalp atışında bir araya gelmiş, o çatlak ya da eksiklik hemencecik, kafiyelerin tıpırtısıyla telafi edilivermişti: Bilhassa “tıpırtı” diyorum, zira ben oluşturduğum kıtayı mırıldanmaya başladığım sırada
 sert bir rüzgâr esmeye başlayınca, ağaçların hep birlikte, az önceki sağanağı taklit edercesine üstlerindeki damlaları boşaltmaya başlamaları, az önce, yürek ve yaprağın tek ve bir olduğu anda hissettiğim muhteşem sarsıntıyı andırıyordu."

"Konuş, Hafıza"dan (İletişim Yayınları)




[1] Kordat / cordate: Yürek şeklindeki yaprak tabanı. 

Blog yazarının notu: 

Brian Boyd'un The Russian Years'ta verdiği bilgiye göre, yazarın yukarıdaki metni, gerçek bir olayın hayli stilize edilmiş anlatısıdır. Nabokov'un anlatısında birden bire ortaya çıkmış gibi görünen şiir, aslında, beş yıl civarında bir süreyle üç ayrı dilde yazılmış yüzlerce şiirin meyvesidir. Söz konusu şiir 1914'te değil, 1917'nin Mayıs ayında yazılmıştır:

"The rain has flown and burnt up in flight.
I tread the red sand of a path.
...
Downward a leaf inclines its tip 
and drops from its tip of pearl."

Gerçekten 1914'te -fakat akşam vakti- yazılmış ve Nabokov açısından bir köşe taşı niteliğinde olan, şimdi kaybolmuş başka bir şiir vardır; ertesi sabah Nabokov iki şiir daha yazmış, sonraki günlerde şiirler sel gibi art arda gelmiştir.

Boyd'a göre, Nabokov'un 1917 tarihli dizeleri 1914'teki deneyime dönüştürmesinin iki sebebi olabilir: Her iki şiir de Vyra'da yazılmıştır ve oranın ortamını yansıtırlar. Ayrıca 1917 tarihli, Nabokov'un toplu şiirleri arasına aldığı dizeler, onun şiir kanonunun başlangıcını imlemektedir.

Hiç yorum yok: