9 Aralık 2014 Salı

Deniz Şiirleri

Karadeniz kıyısında denizle yüzyüze geçiyor ömrümüz; bununla birlikte, birçoğumuz yüzme bilmeyiz. Her gün denizi görürüz de, sularına dalmaz, üzerinde kayığımızla gezmeyiz. Kıyı insanlarının genel hali bu; oysa kara ikliminde yetişenler denize daha düşkün oluyor. Yüzme şampiyonları bazen kara kentlerinden çıkıyor.

Deniz nedir bizim için? Uçsuz bucaksız bir mavilik... Yağmur yağdığı zaman kararan, güneşli havalarda parlayan sudan ibaret... Bir yol bile değil deniz... İstanbul’a, Ordu’ya, Samsun’a gitmenin yolu ya otobüs, ya da uçağa binmekten geçiyor. Feribotu, vapuru çoktan unuttuk. Peki neye yarar deniz? Bazen kıyısında oturmaya, en çok da hamsi çekmeye, mezgit avlamaya. Fukaranın ekmek kapısıdır yani... Ondan olacak, Trabzon’lu sanatçı Bedri Rahmi Eyuboğlu bir tarla olarak görür denizi...


 Deniz dediğin bir tarladır
Gülü gül, dikeni diken, tohumu tohum
Toprak gibi verimli, toprak gibi cömert
Betine bereketine kurban olduğum

Deniz dediğin bir tarladır
Uçsuz bucaksız bir tarla
Göbeği insanlarla kesilmiş
Çilesi insanlarla

Deniz dediğin bir tarladır
Sözü pek, eli ağır
Dost gibi güldürür insanı
Dost gibi ağlatır.

Deniz dediğin bir tarladır
Anadır, babadır, kardeştir
İnsan eline hasret
İnsan eli değer değmez ürperir
Binbir yerinden çatlar sevincinden
Nesi var, nesi yok çıkarır verir,
İnsan eli değmemiş denizlere bir damla alınteri
Bulutlar dolusu rahmetten mübarektir.

Deniz dediğin bir tarladır
Bulutlar, güneşler dibindedir
Gecelere gündüzler dibindedir
Yıldızlar mevsimler dibindedir

Zifiri karanlık güller açılır dibinde
Bağlar, bahçeler kat kat, katmer katmer, deste deste
Bağlar, bahçeler zifir karanlık güller
İnsan eline hasret beklemekte.

Deniz dediğin bir tarladır
Kapılar açılır içinde kapılar
Bitip tükenmeyen bereket kapıları
Balıklar akıp gider bölük bölük tabur tabur
Alı al moru mor sarısı sarı.
...
Deniz dediğin bir tarladır
Üstünde başı boş rüzgâr
Gönlünce at oynatır
Üstünde bir avuç tuzlu köpük
İçinde milyonlarca yürek
Milyonlarca öpücük
Bir insan eli arar konacak
Bir insan eli muhkem, sıcak

Hey benim
Boydan boya cömert denizlerle çevrili
Güzel memleketim
Bu yaz tenha denizlerinde yıkandım
İnsan eli değmemiş ormanlar gibi vahşi
Dağ başında unutulmuş küçük kundaklar gibi yetim.

Bedri Rahmi, Trabzon’lu bir ressam, şair... Gerçi sonradan küsmüş memleketine, bir ayrıldıktan sonra on yıllarca uğramamış. Yine de deniz, muhayyilesinde bereketli bir tarla olarak yer etmiş. Bu duygu belli ki, Karadeniz’de geçirdiği yıllardan kalma. Oysa bir başka iklimin şairi Orhan Veli, farklı bir sevdayla yanar deniz için... Hani şu, “ben zavallı, ben yıllardır denize hasret” dizelerinin şairi...


 Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş
Mavilerde sefer etmek!
Bir sahilden çözülüp gitmek
Düşünceler gibi başıboş.
Açsam rüzgara yelkenimi;
Dolaşsam ben de deniz deniz
Ve bir sabah vakti, kimsesiz
Bir limanda bulsam kendimi.
Bir limanda, büyük ve beyaz...
Mercan adalarda bir liman..
Beyaz bulutların ardından
Gelse altın ışıklı bir yaz.
Doldursa içimi orada
Baygın kokusu iğdelerin.
Bilmese tadını kederin
Bu her alemden uzak ada.
Konsa rüya dolu köşkümün
Çiçekli dalına serçeler.
Renklerle çözülse geceler,
Nar bahçelerinde geçse gün.
Her gün aheste mavnaların
Görsem açıktan geçişini
Ve her akşam dizilişini
Ufukta mermer adaların.
Ne hoş. ey Tanrım, ne hoş,
İller, göller, kıtalar aşmak.
Ne hoş deniz deniz dolaşmak
Düşünceler gibi başıboş.
Versem kendimi bütün bütün
Bir yelkenli olup engine;
Kansam bir an güzelliğine
Kuşlar gibi serseri ömrün.

Ömer Bedrettin Uşaklı da, deniz hasretiyle şiir yazanlardan. Onun dizelerinde bu hasret, yangın yangın hissettirir kendisini...


Gözümde bir damla su deniz olup taşıyor,
Çöllerde kalmış gibi yanıyor, yanıyorum.
Bütün gemicilerin ruhu bende yaşıyor;
Başımdaki gökleri bir deniz sanıyorum.

Nasıl yaşıyacağım ey deniz, senden uzak?...
Yanıp sönüyor gibi gözlerimde fenerin!...
Uyuyor mu limanda her gece sallanarak,
Altından çivilerle çakılmış gemilerin?...

Sevmiyorum suyunda yıkanmamış rüzgârı;
Dalgaların gözümde tütüyor mavi, yeşil...
İçimi güldürmüyor sensiz ay ışıkları;
Ufkundan yükselmiyen güneşler güneş değil!

Bir gün nehirler gibi çağlıyarak derinden
Dağlardan, ormanlardan sana akacak mıyım?
Ey deniz, şöyle bir gün sana bakacak mıyım,
Elma bahçelerinden, fındık bahçelerinden?..

“Sessiz Gemi” şiiri hafızamıza kazınmış olan Yahya Kemal Beyatlı, deniz ve gemi imgelerine çok farklı anlamlar yükler. Onun şiirlerinde limandan kalkan gemiler, bilinmedik ufuklara, hayal ve gizem alemlerine yelken açar. Kimbilir maviliğin sonunda bizi neler beklemektedir?...


 Dolu rüzgârla çıkıp ufka giden yelkenli!
Gidişin seçtiğin akşam saatinden belli.
Ömrünün geçtiği sahilden uzaklaştıkça
Ve hayâlinde doğan âleme yaklaştıkça,
Dalga kıvrımları ardında büyür tenhâlık
Başka bir çerçevedir, git gide dünyâ artık.
Daldığın mihveri, gittikçe, sarar başka ziyâ;
Mâvidir her taraf, üstün gece, altın deryâ...

Yol da benzer hem uzun, hem de güzel bir masala
O saatler ki geçer başbaşa yıldızlarla.
Lâkin az sonra lezîz uyku bir encâma varır;
Hilkatin gördüğü rü'yâ biter, etrâf ağarır.
Som gümüşten sular üstünde, giderken ileri
Tâ uzaklarda şafak bir bir açar perdeleri...
Mûsıkîsiyle bir âlem kesilir çalkantı;
Ve nihâyet görünür gök ve deniz saltanatı.

Girdiğin aynada, geçmiş gibi dîğer küreye,
Sorma bir sâniye, şüpheyle, sakın: "Yol nereye?"
Ayılıp neş'eni yükseltici sarhoşluktan,
Yılma korkunç uçurum zannedilen boşluktan
Duy tabîatte biraz sen de ilâh olduğunu,
Rûh erer varlığının zevkine duymakla bunu.

Çıktığın yolda, bugün, yelken açık, yapyalnız,
Gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervâsız,
Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!...
İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar.

Engin deniz birleştirici olduğu gibi, ayırıcıdır da. Görünmeyen karşı kıyılarda sevenler, sevilenler bekler. Nazım Hikmet, sürgünde geçirdiği yıllarda “Karşı yaka memleket” diye iç çeker; “çok yorgunum, beni bekleme kaptan / seyir defterini başkası yazsın / çınarlı kubbeli mavi bir liman / beni o limana çıkaramazsın” dizeleri de onundur. Yine ona ait dizelerle bitirelim.


İşte geldik gidiyoruz
hoşça kal kardeşim deniz
biraz çakılından aldık
biraz da masmavi tuzundan
sonsuzluğundan da biraz
ışığından da birazcık
birazcık da kederinden
bir şeyler anlattın bize
denizliğin kaderinden
biraz daha umutluyuz
biraz daha adam olduk
işte geldik gidiyoruz
hoşça kal kardeşim deniz

Hiç yorum yok: