13 Ocak 2015 Salı

Nabokov'un Edebiyat Dersleri: Her daim bir serüven...


Vladimir Nabokov, Amerika'ya göçtükten sonra uzun zaman düşük bir maaşla üniversite okutmanlığı yaptı. Çalıştığı ilk üniversite olan Wellesley'de Rusça dersleri verdi. Buradaki ilk senesinde, haftalık olarak ikişer saatlik üç derse giriyordu; on sekiz öğrencisi vardı. Derslerine Rusçanın telaffuzunu anlatarak başlıyordu:

"Rusçanın sesli harfleri portakal, İngilizcenin sesli harfleri limondur. Rusça konuşurken, ağzınız köşelere doğru yanlamasına genişlemeli. ... Rusçayı daimi bir geniş gülümsemeyle konuşabilirsiniz, öyle konuşmalısınız da."

Wellesley'ye 1941'de girmişti. 1945'te, başlangıç düzeyindeki derslerine ilaveten, orta düzey Rusça derslerini de verir oldu. 800 dolar olarak başlayan maaşı 1200 dolara yükselmişti. Bir yandan da Harvard Üniversitesi'ndeki Karşılaştırmalı Zooloji Müzesi'nde kelebek araştırmaları yürütüyor, oradan 1200 dolar ek maaş alıyordu. New Yorker dergisine yazdığı yazılar kendisine bundan da fazla gelir sağlıyordu. Dolayısıyla, ilk yılların mali sıkıntısını biraz aşmıştı Nabokov. Aylık geliri 5000 doları buluyordu ama bu yüksek bir gelir sayılmazdı. Öte yandan, Rus dilbilgisi öğretmenliğinden sıkılıyor, fakat henüz üniversitede kalıcı bir pozisyon elde edememişken, Rus edebiyatı dersleri vermeyi önerme kararına varamıyordu. Eşi Vera, ders metinlerini kendisinin yazacağı sözünü vererek, edebiyat dersleri için onay istemeye teşvik etti onu.

Üniversite yöneticileri ertesi yıl için bu derslere onay verdiler ama Nabokov'un arzuladığı tarzda bir edebiyat eleştirisini değil, "zamane kültürünün yansıması olarak edebiyat"ı anlatan bir içeriği tercih ettiklerini vurguladılar.

Nabokov, sonbaharda Rus edebiyatı derslerine başlayacağı bilgisiyle, mevcut roman projesine hız verdi. İsminin Solus Rex olmasını düşündüğü kitabı, Mayıs ayının üçüncü haftasında tamamladı. Kitap basım aşamasına geldiğinde, ismi değişecek, Bend Sinister olacaktı.

Bir yandan üniversitedeki dersleri, öte yandan kelebek araştırmaları ve bitirmek için kendini zorladığı Bend Sinister, Nabokov'u zihinsel çöküşün eşiğine sürükledi. Doktor tavsiyesiyle iki aylık bir tatile çıktı. Eylül sonunda Wellesley'deki dersler tekrar başladığında, Nabokov'un başlangıç düzeyindeki Rusça sınıfında sadece beş, orta düzey Rusça sınıfında sekiz öğrenci vardı. Rus Edebiyatı dersine ise elli altı öğrenci kaydolmuştu. Nabokov'un maaşı bu öğretim yılında 3250 dolara çıkmıştı ki, bu da yardımcı doçent maaşından azıcık fazlaydı.

Nabokov, geniş salonlarda ders vermeye alışkın değildi. Gerek yeni sınıfının boyutları, gerekse işleyeceği materyalin niteliği, onu dil derslerinde uyguladığından farklı bir öğretim tarzına yöneltti. Dersini baştan sona elindeki metinden okuyor, gözleri kürsüye koyduğu kâğıtla dinleyicileri arasında yumuşak bir hareketle gidip geliyordu. Yüz ifadesiyle, jestleriyle, sesindeki akrobatik iniş çıkışlarla, sadece kısa notlardan yararlandığı, fakat esas manada doğaçlama bir anlatı sunduğu izlenimini veriyordu. Gribe yakalandığı günlerde, Puşkin'in "Maça Kızı"nı anlatmak üzere, onun yerine Vera derse girmişti. Bir öğrencinin aktarımıyla:

"Sözlerin Nabokov'a ait olduğu belli olsa da melodi hayli farklıydı. Bayan N.'nin okuması güzel, konuşması enfesti; sesi ve aksanı da büyüleyiciydi, lakin Nabokov yazdığı metinleri anlatırken, eşi okuyordu; Nabokov'un metinleri, konuşması gibiydi."

Vera, eşinin yerine derse girmekle kalmamış, söz verdiği gibi onun için ders metinleri de hazırlamıştı. Kendi niteliklerinin, eşinin maharetlerinin yanına asla yaklaşamayacağını peşin peşin kabullenen bu kadın, otuz yıl sonra, Nabokov'un bu ders metinlerinde devamlı olarak değişiklere gittiğini, nihayetinde metinlerde kendisine ait tek bir cümle kalmadığını memnuniyetle anlatacaktı.

Birinci yarı yıl, Puşkin'in ardından, 19. yüzyılın diğer büyük şairlerine ayrılmıştı: Lermontov, Tyutçev, Fet... Nabokov bazen bariton sesiyle şiirleri Rusçasından, sesleri okşayarak, yuvarlayarak, güçlendirerek okur, ardından kendi İngilizce çevirilerini, daha kısık bir tonla seslendirirdi. İkinci yarı yılda Nabokov, 19. yüzyıl nesrini anlattı öğrencilerine. Rus yazarlarına kendince not vermişti; öğrencilerin bu notları yazıp ezberlemeleri gerekiyordu: Tolstoy, A+; Puşkin ve Çehov, A; Turgenyev, A-; Gogol, B-; Dostoyevski, C- ya da D+. Puşkin, şair olarak A+ almıştı elbette. Nabokov, Gogol ve Turgenyev'e verdiği notları farklı zamanlarda gözden geçirmiştir muhtemelen; Gogol'ü akıldışı gizemlerin düzyazı şairi olarak çok severdi; Turgenyev'in nesrine de sempatiyle yaklaşırdı.

Vladimir Nabokov'un Wellesley günleri 1948'de Cornell Üniversitesi'ne geçişiyle sonlandı. Burada kalıcı bir kadrosu olacak, Rus Edebiyatı bölümünü yönetecek ve kendi açacağı iki derse girecekti. Ayrıca Edebiyat Bölümü'nde bir ders vermesi istenmişti. 1950'nin Mayıs ayında, "Avrupa Edebiyatı" başlıklı bir ders vermesi söz konusu olduğunda, İngiliz romancıları konusunda yakın arkadaşı Edmund Wilson'ın tavsiyesine ihtiyaç duydu. Wilson, en büyük İngiliz romancıları olarak görülen Austen ve Dickens'ı önerdi. Nabokov bu öneriye, kadın edebiyatçılara dönük bir hoşnutsuzlukla tepki verdi:

"Jane'den hazzetmiyorum ve aslında tüm kadın yazarlara karşıyım. Onlar başka bir sınıftalar. Gurur ve Önyargı'da hiçbir şey göremedim."

Nabokov dersleri için, Dr. Jekyll ve Bay Hyde'ı seçmek niyetindeydi. Ancak sonradan Wilson'ın tavsiyesine uyup, Mansfield Parkı'nı derslerine dahil etmekte karar kıldı.

Nabokov'un Cornell'deki son yıllarında verdiği dersler, üniversite kampüsünde son derece popülerdi. "Muhteşem bir öğretmen", "göz alıcı, eğlenceli bir hatip"ti Nabokov. Öğrencilerden birinin sözü, ortak düşünceyi dile getiriyordu: "Bana nasıl okumam gerektiğini öğretti."

Nabokov'un dersleri, Lolita'nın başarısıyla kavuştuğu mali özgürlük sayesinde üniversite hayatını sona erdirmesine değin devam etti. Ders metinleri ise ölümünden sonra kitaplaştırıldı. 1972'nin Mayıs ayında derslerini incelemeye oturmuş, bunları "karman çorman ve yarım yamalak" bulmuştu. "Asla basılmamaları gerekiyor," diye not düşmüştü. "Hiçbirinin!"

Vera ve Dmitri'nin, bu notu dersler üç ayrı cilt halinde kitaplaştırıldıktan sonra bulduklarını öğreniyoruz. İyi ki öyle olmuş; yoksa Nabokov'un bayılarak okuduğumuz ders metinlerinden yoksun kalacaktık.

Bu yazıda yer verdiğim bilgileri ve çok daha fazlasını, Brian Boyd'un "Vladimir Nabokov: The American Years" adlı çalışmasında bulabilirsiniz. Yine bu kitaptan, Nabokov'un Cornell yıllarına dair küçük bir anlatıyla bitirelim:

"Konferans salonuna büyük bir enerjiyle, onu takip eden Vera'yla birlikte girerdi. Kış aylarında, kulaklarına kadar gelen paltosuyla, galoşlu ayaklarındaki karları yere vurup silkeler, ceketini çıkarırdı; karısı - derslerde kullandığı tabirle "asistanım"- kendisi soyunmadan önce onun ceketini alıp bir sandalyenin arkasına asardı. Sonra Nabokov evrak çantasından notlarını çıkarırdı. Bir öğrenci şöyle diyor: 'Bay Nabokov'un nasıl merakla beklediğimizi fark ettiğini sanmam; engelli bir sihirbazı izlercesine, umduğumuz tavşan yerine ipek mendillerle dolu bir avuç mu göreceğiz, yahut vaat edilmiş katı yumurta yerine bir kremalı turta mı ortaya çıkacak, hiç emin olamazdık. Her daim bir serüvendi bu.' "


Hiç yorum yok: