22 Ocak 2015 Perşembe

Solgun Ateş'i Okuma Kılavuzu - 2


Solgun Ateş, bu Boswell alıntısıyla başlar. James Boswell, ülkemizde pek bilinmez. Kendisi 1740-1795 yılları arasında yaşamış İskoçyalı bir hukukçu ve yazar. Bilhassa, yukarıdaki alıntının yer aldığı, İngiliz edebiyat adamı ve sözlükbilimci Samuel Johnson'ın hayatını konu edinen çalışmasıyla ün kazanmış. Johnson eleştirmeni Harold Bloom, bunun İngilizce olarak yazılmış en muhteşem biyografi olduğu kanısındaymış.

Boswell'in adı İngilizcede, "devrinin ünlü bir kişisinin hayatını ayrıntılarıyla kayıt altına alan" manasında kullanılan bir terim olmuş. Conan Doyle'un Bohemya'da Skandal kitabında Sherlock Holmes, hikâyelerini aktaran Dr. Watson'a atfen şöyle diyor: "Boswell'im olmazsa kaybolurum."

James Boswell

Samuel Johnson

Alıntıda ismi geçen Hodge, Samuel Johnson'ın kedilerinden biri. James Boswell'in biyografisindeki yadırgatıcı bölüm sayesinde ölümsüzleşmiş. Johnson'ın hayvanlara, bilhassa Hodge'a gösterdiği şefkate değinilen bu kısım, daha uzun olarak şöyle:

"Kedisi Hodge'a nasıl müsamahalı davrandığını hiç unutamam: Onun için bizzat dışarı çıkıp istiridye alırdı; olur da hizmetçiler, çektikleri zahmet yüzünden zavallı yaratığa garez beslerler diye. Ben maalesef kedilerden hoşlanmayanlardanım. Odada kedi varsa huzursuzlanırım ve kabul edeyim ki, işte bu Hodge'un varlığından ötürü pek sık mustarip oldum. Bir gün Dr. Johnson'ın göğsüne tırmandığını hatırlıyorum, belli ki halinden pek memnundu. Dostum gülümseyerek ve hafif bir ıslıkla onun sırtını okşuyor, kuyruğunu çekiyordu. Ben bunun iyi bir kedi olduğunu belirtince, "Ya, evet efendim, ama daha fazla sevdiğim kedilerim oldu," dedikten sonra, sanki Hodge'un bundan hoşlanmadığını anlamışcasına ekledi: "Ama iyi bir kedi bu, çok iyi bir kedi gerçekten."

Bu onun Bay Langston’a, iyi bir aileye mensup genç bir beyefendinin rezil durumundan bahsedişini hatırlatıyor. ‘Kendisine dair duyduğum son şey efendim, şehirde kedilere ateş ederek koşuşturduğuydu.’ Sonra hülyalara daldı sanki; aklına pek sevdiği kedisi gelip dedi ki, ‘Ama Hodge vurulmayacaktır: hayır, hayır, Hodge vurulmaz.’ "

Edebiyatın böylece onurlandığı Hodge'un, heykeli bile dikilmiş. 1997'de, Dr. Johnson'ın evinin bulunduğu Gough Meydanı'na dikilen heykel, Hodge'u bir çift içi boş istiridye kabuğunun yanında otururken gösteriyor. İstiridye kabuklarının altında, Johnson'ın meşhur sözlüğü var. Heykelin kaidesinde, ilk sırada, "Çok iyi bir kedi gerçekten" ifadesi yer alıyor. Heykelin önünden geçen ziyaretçilerin, şans getirsin diye istiridye kabuklarına bozuk para bırakması âdet olmuş.




Gelelim Nabokov'un başyapıtının girişine, Hodge'la ilgili bölümü yerleştirmesine. Bu hususta yapılmış akıl yürütmeler mevcut. NABOKV-L tartışma grubundaki bir yoruma göre, bu alıntıya, Solgun Ateş'in kahramanları Shade ile Kinbote arasındaki ilişkiye dair bir anlam yüklenmiştir. Söz konusu analojinin temelinde, bir canlının kaderini elinde tutma olgusu vardır. Bay Langston şehirdeki kedilerin yazgısını elinde tutar; Vladimir Nabokov da yarattığı karakterlerin, Solgun Ateş özelinde John Shade'in kaderini elinde tutmaktadır. Belki Nabokov, kurmaca karakterlerine reva gördüğü muamele sebebiyle uğradığı eleştirilerden rahatsızdı ya da tam tersine, bu eleştiriler eğlendiriyordu onu. Dolayısıyla Johnson'ın, kedisinin yazgısına duyduğu güven, Shade'e yansıtılabilir: "Shade vurulmayacaktır; Shade vurulmaz." Bu da düz bir okumayla bakıldığında, hikâyenin bitimiyle tezat teşkil eder: Zira romanın sonunda Shade, vurulur. Ama Brian Boyd 2000 yılında Tom Bolt'la yaptığı mülakatta, Hodge'un vurulmayacağına dair güven ifade eden alıntıyı şöyle yorumlar: Nabokov, Shade'in aslında ölmeyeceğini bilmektedir. Şöyle bir yorum geliştirilebilir: Shade ölmez; benlik bilinci bir metamorfozla Kinbote'a dönüşür ve Kinbote olmuş haliyle kendi hayatına son verir. Brian Boyd'un The American Years'ta aktardığına göre, Nabokov 1962 tarihli günlüğünde, Charles Kinbote'un "Dizin"i bitirmeden önce kendini öldürerek, son dizin maddesini sayfa referanssız olarak bıraktığını belirtmektedir.

Solgun Ateş tartışmalarına düşülmüş soru hâlâ merak uyandırmaktadır: Kitabın başındaki bu alıntıyı kim koydu: Shade? Kinbote? Nabokov? 

Hiç yorum yok: