28 Ocak 2015 Çarşamba

Solgun Ateş'i Okuma Kılavuzu - 4: Nabokov Kurmacasında Satranç Modeli



Adı "zor okunur"a çıkmış, ürkütücü (!) kitap Solgun Ateş'e dair yazılarımız devam ediyor... Bu kitabı okumamıza, anlamamıza yardımcı olacak kitaplar üzerinden gidiyoruz. Romanı çevirdiğim günlerde önümü en fazla aydınlatan eser, Brian Boyd'un eşsiz dedektiflik ürünü Pale Fire: The Magic of Artistic Discovery idi. Okuyacağınız yazı, bu kitaptan çevirerek aktardığım bölümlerden müteşekkildir.

***

"Nabokov, Cornell'deki "Avrupa Edebiyatının Başyapıtları" dersinin girişinde, öğrencilerine şöyle demişti: "Ne ilginç ki, insan bir kitabı okuyamaz: ancak yeniden okuyabilir. İyi okur, esaslı okur, etkin ve yaratıcı okur, yeniden okuyandır." Kendi okurlarının da etkin ve yaratıcı okurlar olmasını istediğini kabul edebiliriz. Tam olarak ne düşünüyor, ne bekliyordu bizden? Konuş, Hafıza'nın, Cornell'deki bu dersi vermesinden sadece birkaç ay önce yazdığı bir bölümünde, Avrupa sürgünündeki yıllarda kurduğu satranç problemlerini tartışır. Ünlü bir cümlesinde, satrancın metinlerine ışık tutmasını istediğini görmemizi sağlar:

'Satranç problemlerinde rekabetin aslında Beyaz ile Siyah arasında değil, problemi kuran ile farazi çözümcü arasında olduğunu anlamak lâzımdır (tıpkı birinci sınıf bir edebiyat eserinde asıl çatışmanın, karakterler arasında değil de, yazar ile dünya arasında olması gibi); öyle ki problemin kıymetinin büyük bölümü “denemeler”in sayısına bağlı olmaktadır; çözüme ulaşmaya çalışan kişiyi yanlış yola sevk etmek için cin fikirlilikle ve tatlılıkla, aldatıcı hamleler, sahte izler, kandırmacalı oyun dizileri hazırlanmıştır.'

"Nabokov, bir mülakatta bu sözlerinin bir kısmını alıntılayan muhatabını şöyle yanıtlamıştı: "Yazar ile "dünya" arasında değil de, yazar ile okur arasında demişimdir." Asıl kastettiği işte buydu.


Otobiyografisinde, bir satranç problemiyle biten bölümün başında şöyle der Nabokov:

'Spiral, spiritüel bir dairedir. Daire spiral biçimini almakla kendi etrafındaki döngüyü kırar, fâsitlikten kurtulur; özgürdür artık. Bu fikri okul çağındayken oluşturmuştum ve yine o zaman, Hegel’in (eskiden Rusya’da çok popüler olan) üçlemesinin (tez, antitez, sentez –ç.n.) eşyayla zaman arasındaki temel helezonik ilişkiyi ifade ettiğini keşfetmiştim. Spiral döner de döner ve her sentez, bir sonraki serinin tezini oluşturur. En basit spiralin geçirdiği aşamalar, üçlemenin aşamalarına denk gelir: Kıvrımın başlangıç merkezini oluşturan küçük kavis ya da kemer, “tez” olarak adlandırılabilir; kıvrımın devamında ilk kavisin karşısına denk düşen daha geniş kavis, “antitez”dir; ikincinin devamını oluşturmakla beraber, dış yüz boyunca ilk kavisi takip eden iyice geniş kavis, “sentez” olmaktadır. Ve bu böyle sürer gider.'


Bu spiral, Nabokov'un metafiziğinin ve sanatının her köşesinde görülür. Bunun metafizik imalarını, Konuş, Hafıza'nın son bölümünde özetler: "Her boyut, içinde hareket edebileceği bir ortamı ön-gereksinir ve eşyanın helezonik çözülümü içinde uzay, zamana benzer nitelikte bir şeye ve zaman da düşünceye benzer nitelikte bir şeye dönüşürse, elbette yeni bir boyut ortaya çıkar: Belki özel nitelikte, ama kesinlikle eskisinden farklı bir uzay; spiraller yine fasit dairelere dönüşmezse şayet." Bir önceki bölümü sonlandıran satranç probleminde Nabokov, spiralin estetik imaları üzerinde daha genişçe durur:

'Aylar boyunca kurmakla uğraştığım bir problemi hatırlıyorum. Bir gece geldi, nihayet o temayı ifade etmeyi başardım. Bu, çok uzmanlaşmış bir çözümcünün tadabileceği bir hazdı. Basit çözümcüler problemin özünü tamamen kaçırarak, sofistike çözümcüler için hazırlanmış haz verici çilelerden geçmeksizin, gayet basit olan “tez” çözümünü keşfedeceklerdi. Sofistike çözümcü, revaçta olan avangart bir temaya meylederek işe başlayacaktı (Beyaz’ın Şah’ını, şah çekmeye müsait hale getirmek); problem kurucu bu temayı “üretmek” için çok sıkıntı çekmişti (önemsiz bir piyonun tek bir küçük hareketi, her şeyi alt üst edebilirdi). Ultra-sofistike çözümcünün bu “antitez” cehennemini geçtikten sonra, basit kritik hamleye (fil c2’ye) ulaşması, vahşi bir kazı kovalayan kişinin Albany-New York arasındaki seyahati Vancouver, Avrasya ve Azores üzerinden gerçekleştirmesine benzeyecekti. Bu dolambaçlı güzergâhta edindiği tecrübeler (tuhaf yer şekilleri, gonglar, kaplanlar, egzotik âdetler, yeni evli bir çiftin topraktan yapılma mangalın kutsal ateşi etrafında üç kez dönmesi), çözümcünün bir aldatmaca peşinde çektiği sıkıntıların ödülü olacak ve ondan sonra, basit kritik hamleye ulaşmak ona, yakıcı bir artistik hazla dolu sentezi sunacaktı.'

"Bu problem, sadece özenli bir istiare değil, hakiki bir satranç problemidir: Bir sonraki sayfada, Nabokov hem taşların tahta üzerindeki konumlarını hem de çözüm anahtarını verir; problem birkaç kez sadece satranç terimleri içinde çözümlenmiştir. Fakat, önceki sayfada satranç ile kurmaca arasında yaptığı kıyaslama ışığında, Nabokov'un bu gayet başarılı problemi, kendisinin en başarılı kurmacalarına dair bir teşbih olarak anlamamızı istediği bellidir. 


Nabokov'un hiçbir romanı, satranç problemi modeline Solgun Ateş kadar yakın değildir."

Hiç yorum yok: