17 Şubat 2015 Salı

Solgun Ateş'i Okuma Kılavuzu - 7: Pratik Bilgiler

Şu ana kadar Solgun Ateş'i Okuma Kılavuzu'nun ilk altı bölümünü ve "Bir Solgun Ateş ki" yazısını okuyanların, eserin kavramsal yapısıyla ilgili kabataslak bir bilgi sahibi olduklarını umuyorum. Bu kısa yazıda ise, romanı okumaya niyet eden hevesli okura, başlangıç niteliğinde çok basit öneriler sunacağım. Çünkü malum, zor okunan bir kitabı konu ediniyoruz.

Solgun Ateş'in dillere destan "zor okunurluğu", kendisini esasen, "Açıklamalar" bölümünde belli mısralarla ilgili sözleri okumaya başladığımız sırada, yorumcunun bizi aniden şiir içinde başka bir yere sıçratması şeklinde kendini gösterir. Daha "Açıklamalar"a yeni başlamış kişi, 1-4. mısralar başlığı altında, şu parantez içi ifadelerle karşılaşır: "(Ayrıca 181.-182. mısralara bakınız.)" ... (998. mısrayla ilgili notuma bakınız)." Açıklamaların bütününde durum aynıdır; böyle olunca, okur can havliyle kitabın içinde bir ileri bir geri dolaşmaya başlar. Olağan kitap okumaları için kullanılan bir adet ayraç, Solgun Ateş'i okurken kifayet etmez; iki, hatta üç ayraç kullanmak lüzumu ortaya çıkar. Hele okur, "Açıklamalar"ın yazarı olan kurmaca editör Charles Kinbote'un, romanın "Önsöz"ündeki tavsiyesine uyduysa, fena. Şöyle der Kinbote:

"Notlar, alışılmış olduğu üzere şiirin arkasında yer almakla beraber, okurun önce bunlara başvurup, şiiri notların yardımıyla incelemesi tavsiye olunur; elbette şiirin metni okunurken bunlar da tekrar okunmalı, belki şiir bitirildikten sonra resmi tamamlamak için üçüncü defa yine bunlara başvurulmalıdır. Böyle vakalarda sayfaları bir ileri bir geri çevirip durmanın zahmetinden kurtulmak için, ilgili metnin yer aldığı tüm sayfaları kesip almayı ve kırpmayı akıllıca bulurum; veya daha basitinden, aynı eserin iki nüshası rahat bir masanın üzerine, birbirine bitişik olarak konulabilir..."

Metni bilmeyen iyi niyetli okur, romanı okumaya "Açıklamalar" bölümünden başlama tavsiyesine uymamak gerektiğini, çok geçmeden anlayacaktır elbette. Çünkü Kinbote'un açıklamaları, Shade'in şiirine sadece teğet geçer; onun derdi, bu şiir üzerinden kendi "Zembla" fantezisini anlatmaktır. Metnin yer aldığı kesip kırpma ya da aynı eserin iki nüshasını yan yana koyma çözümüne kaç okur itibar etmiştir, bilemiyorum. Günümüzün teknolojik imkânları çerçevesinde, şiir bölümünün fotokopisini almak hem daha masum, hem daha kullanışlı, hem de daha ekonomik bir çözüm olsa gerek.

Ayraçlar, kırpılmış sayfalar, iki ayrı nüsha ya da fotokopi: Okur Solgun Ateş'i okurken bunlardan hangisini tercih ederse etsin, bu eseri, metin içinde ileri-geri gitmeyi neredeyse imkânsız kılacak şekilde e-kitap cihazlarında okumaya niyetlenmemek lazım.

Pale Fire'ın çevirmeni olarak, okurların yüzleştiği zorlukları tecrübe etmedim. Benim de zorluklarım vardı; türlü türlü, katmerli zorluklar. Ama çevirmenin zorluklarıyla, okurun zorlukları birbirinden farklıdır. Ben Pale Fire'ı, önceden okumadığım bir metin olarak çevirdim; sizin anlayacağınız, ben bu kitabı çevirirken okumuş bulundum. Elbette çeviri bittikten sonra, metnimi defalarca tekrar tekrar okudum. Yine de sonuç olarak benim bu metinle ilişkim, düz manada "okur"un ilişkisinden çok farklıydı. Bununla birlikte, Solgun Ateş'in "nasıl okunması" gerektiğine, okunurken izlenecek yönteme dair basitçe birkaç fikir beyan edebilirim.

Nabokov'un ünlü ve çarpıcı sözü, bilhassa Solgun Ateş gibi kitaplar için geçerli olsa gerek: "Bir kitabı okuyamazsınız, yeniden okuyabilirsiniz ancak. Etkin, esaslı, yaratıcı okur, yeniden okuyandır." Nabokov, sözünü ettiği etkin, esaslı, yaratıcı okurların peşindeydi; Solgun Ateş'i onlar için yazdı. Yani Solgun Ateş'i okuyamazsınız, yeniden okuyabilirsiniz ancak. Bu eseri okumanın kolay bir yolu mevcut değildir dolayısıyla. Yapılması gereken, metni herhangi bir kitap gibi evvela baştan sona okumaktır. Yegâne kolaylaştırıcı önerim, bu ilk okumada, "Açıklamalar" bölümündeki referanslara hiç takılmadan, metni düz bir çizgide okuyup bitirmeniz. Aynı şeyi, kitaptaki dipnotlar için de söyleyebilirim. Çevirimde 190 dipnot var; bir bakıma İngilizcede "annotated" tabir edilen, bol notlu, açıklamalı bir çeviri oldu. Bunu, metne anlaşılırlık katmak ve çevirinin referans niteliğini sağlamlaştırmak için yaptım. Ama sürekli olarak ana metinden ayrılıp, sayfaların çoğuna dağılmış bu dipnotları okumak da dikkat dağıtıcı ve okuma zevkini bozucu olabilir. Çevirmen olarak tercihim, söz konusu açıklamaların dipnot değil, son not olarak verilmesiydi ama İletişim Yayınları'nın -bana göre yanlış ve anlamsız- tek tipçi uygulaması yüzünden (yayımladıkları tüm kitaplarda son not yerine dipnot kullanıyorlarmış!) bu tercihim gerçekleşmedi.

Solgun Ateş'in okurundan yana en büyük beklentim, çeviriye ancak "solgun" şekilde yansıtılabilen bu metni, özgün metinle karşılaştırarak okumasıdır. Ülkemizde Pale Fire'ı İngilizce olarak hakkıyla okuyabilecek insan sayısı çok sınırlı. Sadece yabancı dil bilgimizin yetersizliğinden dolayı değil, Nabokov'un kültürel referanslarına aşina olmayışımız sebebiyle de durum böyle. Mesela romanın temel kaynakları olan şairlerin (Wordsworth, Goldsmith, Pope, Eliot, Browning, Southey, Goethe vd.) yapıtları Türkçeye ne oranda kazandırıldı ki? Bununla birlikte, İngilizcesi çok zayıf olan okurların bile, Nabokov'un başyapıtının özgün dilini incelemesini, çevrilenle çevrilemeyeni değişik noktalarda görüp incelemesini çok arzu ederim. Çünkü etkin okur, yaratıcı okur, esaslı okur olmak böyle uç noktadaki denemelerden korkmamayı gerektirir.

Hiç yorum yok: