25 Eylül 2015 Cuma

Armağan Ekici'nin "Alice" Çevirisi


Yayıncılık dünyamızın güzel hadiselerinden biri geçtiğimiz günlerde gerçekleşti: Armağan Ekici’nin yeni çevirisi Lewis Carroll’ın Alice’in Harikalar Diyarı’ndaki Maceraları, Norgunk Yayıncılık tarafından basıldı. Ben de merakla beklediğim bu kitabı tez elden alıp okudum. Alice’s Adventures in Wonderland başlıklı özgün metni, Armağan Ekici çevirisi çıkmadan çok kısa süre önce okumuştum, dolayısıyla metinle ilgili izlenimler, düşünceler, sorular kafamda tazeydi. Hatta Alice’in özelliklerine ve gençlik döneminde bu eseri Rusça’ya çeviren Vladimir Nabokov’un tercümesine dair bir yazı yazmıştım. Armağan Ekici’nin daha önce Ulysses çevirisiyle James Joyce’a nasıl yeni bir soluk getirdiğini biliyor, şimdi Alice’e Türkçede neler katacağını görmeye can atıyordum.

Alice, dünyanın en çok tercüme edilen kitaplarından biri. Bununla birlikte, tercümanı büyük zorluklarla kuşatan bir eser. Baştan sona söz oyunlarıyla örülü bir kitap, Alice’in Harikalar Diyarı’ndaki Maceraları. Bu söz oyunlarının gerisinde bir art niyet, politik bir maksat, gizli mesajlar yok: Gözümüzün önündeki sadece, Lewis Carroll’ın kelimeler alanındaki oyunbazlığı ve rüya içinde rüyanın yaşandığı bir masal dünyası kuran hayal gücü. Yazarın oyunbazlığı, daha kendi isminde başlıyor: Asıl adı Charles Lutwidge Dodgson. Önce ön adını, yani "Charles Lutwidge"i alıp, Lutwidge’le Charles’ın yerini değiştiriyor; sonra ikisini de Latinize ederek, "Carolus Lodovicus" ismini elde ediyor. Nihayet bunları tekrar İngilizceye uyarlayarak, “Lewis Carroll”ı ortaya çıkarıyor ve yazılarında müstear isim olarak kullanıyor.

Carroll’ın bu ele avuca sığmaz oyunbazlığını ve hayal gücünü başka bir dile aktarmak, herkesin harcı değil; özel bir maya gerektiriyor. Armağan Ekici de o özel mayadan yoğrulmuş, söz oyunlarıyla uğraşmayı sevdiğini bildiğimiz bir çevirmen: Dolayısıyla ortaya lezzetli bir çeviri çıkmış. Armağan Ekici’nin çeviri stratejilerini izlemek için, Türkçe metni kaynak metinle karşılaştırmalı olarak okudum. Metinde çevirmenin karşısına ne gibi sorunlar çıkıyor, Armağan Ekici bunları aşmak için neler yapmış, ne kadar başarılı olmuş, adım adım izlemeye gayret ettim. Ayrıca, Alev Balcı’nın Dokuz Eylül Üniversitesi’nde tamamladığı ve internet üzerinden ulaşabileceğiniz “A Comparative Analysis of Different Turkish Translations of Alice in Wonderland by Lewis Carroll on Pun Translation” başlıklı tezden de yararlanarak, Ekici’nin kendisinden önceki çevirmenlerle hangi noktalarda buluştuğunu, hangi noktalarda onlardan ayrıldığını görmeye çalıştım. 

Çeviriyle ilgili ayrıntılara geçmeden önce, kitabın tasarımıyla başlayalım. Norgunk yayınevi bu kitap için karemsi ölçüler tercih etmiş. İyi kaliteli, pürüzsüz bir kâğıt kullanılmış. 

Kapak resmi ve kitaptaki tüm güzel çizimler Pelin Kırca'nın eseri. Bir kıyaslama yapmak gerekirse, John Tenniell'in Alice'in ilk baskısı için yaptığı ve günümüzdeki çoğu basımda da kullanılan çizimlerine göre, tabiri caizse biraz daha soğuk ve mesafeli çizimler. Bu çizimlerde Alice'in yaşı, Tenniel çizimlerindeki Alice'e nazaran biraz büyük gibi. Bu kitaptaki maceraları devam ettiren Through the Looking Glass (Aynanın İçinden) metninde Alice, kendisinin yedi buçuk yaşında olduğunu söylüyor. Pelin Kırca'nın Alice'i ise en azından dokuz-on yaşında gibi göründü bana; elbette bu algı kişiden kişiye değişebilir.




Kitap iri puntolarla, geniş satır aralığıyla, karşılıklı iki sayfada sayfalardan birinin sadece yarısı kullanılarak basılmış. Bütün bunlardan, Norgunk'un Alice'e özel bir baskı gözüyle baktığını, ona göre özel bir tasarım peşinde koştuğunu çıkarsamak mümkün. Bu güzel; ama satırlar sayfanın orta yerinde bitiverince bölümün sonuna geldiğim hissine kapıldığımı, okurken sayfa ortasında zihnimin (şartlanmışlık gereği) habire küçük dur-kalklar yaptığını da belirtmeden geçemeyeceğim. Bu tasarım sayfa sayısını da artırmış, dolayısıyla kitabın kalınlığı ve maliyeti artmış. Bu da okurun cebine yüksek fiyat olarak yansıyor; benim de çekinseme koyma hakkım doğuyor, çünkü güzel kitaplar, okura uygun fiyatlarla ulaşsın ve böylece daha çok alınıp okunsun isterim.



Artık çeviriye geçeyim. Alice, uzunca bir şiirle başlar. Altılı kıtalarla kurulmuş şiirde genel uyak düzeni ABCBDB şeklindedir. İkinci, dördüncü ve altıncı dizeler birbiriyle uyaklıdır. Genel olarak, uyaklı dizeler “iambic trimeter”, uyaksız dizeler ise “iambic tetrameter” veznindedir. Ekici, zor bir işi başararak bu şiiri dörtlü kıtalar içinde ve aruz vezniyle çevirmiş. Bu aruzlu çeviriyi, sonraki şiir, şarkı ve tekerlemelerde de görüyoruz.


Armağan Ekici'nin kitapta adım başı karşımıza çıkan söz oyunlarına bulduğu çözümlerin bazıları, kendisinden önceki çevirmenlerle paralellik ya da onlara yakınlık gösteriyor: "Did you say pig or fig?"  / "Domuz mu, muz mu?" örneğinde olduğu gibi. Daha zorlu yerlerde ise çok parlak, yüksek yaratıcılık ürünü çözümler üretiyor. Alice'in Yalancı Tosbağa ve Griffon'la konuştuğu dokuzuncu bölümde olduğu gibi.

"The master was an old Turtle - we used to call him Tortoise -"
"Why did you call him Tortoise, if he wasn't one?" Alice asked.
"We called him Tortoise because he taught us," said the Mock Turtle angrily.

Buradaki söz oyunu, "taught us" ile "Tortoise" söyleyişlerinin sesdeşliği. Ekici, sorunu şöyle aşıyor:

"Başmuallimimiz yaşlı bir Tosbağa idi - biz ona Kara Kaplumbağa derdik -"
"Eğer karakaplumbağası değilse, neden ona öyle derdiniz?" diye sordu Alice.
"Ona Kara Kaplumbağa derdik çünkü kara kaplı defteri vardı," dedi Yalancı Tosbağa kızarak.

1932'den bu yana yapılmış çevirilerden farklı olarak, meşhur "Beyaz Tavşan", Ekici çevirisinde "Ak Tavşan" olmuş. Bu, kitabın Alice'ten sonra en çok bilinen kahramanı olduğu için, yapılan isim değişikliğini önemli buldum ama gerekli miydi bilmem. 

Bir diğer ilginç seçim, dördüncü bölümün "The Rabbit Sends in a Little Bill" şeklindeki başlığının, "Tavşan, Bill'i Bir Miktar Bilinçlendiriyor" şeklinde çevrilmiş olması. Gerek ifadenin kelime kelime anlamı, gerekse bölümün içeriği açısından, bu çeviriyi bir yere oturtamadım. Armağan Ekici'nin makul bir açıklaması vardır eminim, ama okurun bu noktada kafasının karıştığı da gerçek.

Armağan Ekici şarkıları çevirirken, farklı yerlerde farklı stratejiler izlemiş. Örneğin beşinci bölümdeki "William Babam" şarkısında özgün metnin izinden giden bir çeviri sergilerken, onuncu bölümdeki şarkıların ikisinde, özgün metinle bağını tamamen koparan, başka bir yerden alınmış gibi duran metinlerle karşı karşıya kalıyoruz. Bu iki şarkıda artık Lewis Carroll'ı değil, Armağan Ekici'yi dinliyoruz. Kitabın beni şaşırtan yeri burası oldu. Sevgili Armağan Ekici buradaki tavrıyla ilgili bir açıklama yapıp bizi aydınlatsa ne güzel olur. Farklılığın boyutunu görmek için aşağıdaki sağlı-sollu karşılaştırmalara bakınız (resimler, üzerine tıklayınca büyüyecektir): 




Armağan Ekici'nin bu çevirideki en büyük başarısı, herhalde Carroll'ın eğlenceli, güldürücü dilini kendi mizah süzgecinden geçirerek ve yer yer güncel dil tartışmalarına bulayarak yansıtabilmesi olmuş. Mesela aşağıdaki bölümü, kıkırdamadan okumak güç: 



Armağan Ekici'nin şimdilerde, Alice'in maceralarının ikinci faslını içeren Aynanın İçinden'i çevirmekle meşgul olduğunu biliyorum. Ona zihin ve beden sağlığı dilerken, bundan sonra, çeviri süreciyle ilgili açıklamaları artık kendisinden duymak / okumak arzusu içinde olduğumu da ifade etmek isterim.


2 yorum:

ALEV BALCI dedi ki...

Merhabalar, bu guzel ceviri elestirisi icin tesekkurler. Yeni ceviri icin ben de cok mutlu oldum, en kisa zamanda edinmek istiyorum. Yaziniza ve yeni ceviriye bugun rastlamis olmam ilginc bir tesaduf cunku bu yil Alice eserinin 150. yildonumu dolayisiyla dunya capinda bir kutlama yapiliyor ve bu vesileyle cok sayida dilde tum Alice cevirlerinin toplandigi bir bibliyografya, kitaptan secilen ayni parcanin tum dillerden Ingilizceye cevirisi ve her dildeki cevirisiyle ilgili kisa bir makalenin oldugu 3 ciltlik bir ansiklopedi basildi ve ciltler elime daha iki gun once gecti. Buradan ilgili okurlara da onu haber vermek istedim. Daha detayli bilgiyi soyle bulabilirsiniz: http://www.oakknoll.com/pages/books/120410/jon-a-lindseth-general-technical-alan-tannenbaum/alice-in-a-world-of-wonderlands-the-translations-of-lewis-carrolls-masterpiece

Alev BALCI (alev.balci@deu.edu.tr)

Cansu Açıkgöz dedi ki...

Merhaba,
Pelin Kırca' nın çizimleri beni keyiflendirmekten çok rahatsız etti. Alice' in dünyasına hiç yakıştıramadığım bir mesafede kaldılar benim için. Norgunk yayınevi ile ilgili olarak Alice' in Harikalar Diyarı' ndaki Maceraları ve yine bir Armağan Ekici çevirisi olan Ulysses, kitap kapaklarının seçimi konusunda çok beğenimi kazanmadı. Alice' in kapağını kısa ömürlü buldum dokunsan kirlenicek bir dokusu var. Ulysses gibi çok sayfalı ve sayfa ağırlığı yüksek bir kitaba hiç yakışmayacak incelikte bir kapak seçimi yapılmış. Kalın kapak olarak basımı da bulunuyor. Ancak fiyat neredeyse ikiye katlandığından tercih etmemiştim. Yazı ve emeğiniz için teşekkürler.