29 Eylül 2015 Salı

Armağan Ekici'nin, "Alice'in Harikalar Diyarındaki Maceraları" çevirisine dair sorularıma yanıtı

Armağan Ekici, 28 Eylül 2015 tarihinde, Alice'in Harikalar Diyarındaki Maceraları çevirisine dair sorularımı yanıtladı. Bu yanıtları, ilgili blog yazısının altındaki yorum kısmında iletti. Ben de onun yazdıklarını aşağıya taşıdım. Kendisine, bu güzel diyalog imkânını tanıdığı için teşekkür ederim:


Öncelikle Yiğit Yavuz’a kitaba bu kadar kısa zamanda ve böylesi yakın bir ilgi gösterdiği, değerlendirmeleri, soruları için teşekkür borçluyum. Özellikle aruz meselesinin bu kadar çabuk farkedileceğini tahmin etmiyordum, sağolsun! “Yahya Kemal aruzu buluşsun Alice ile” (- - . / - . - . / . - - . / - . - ).

Üç soruya cevaplarım:
(1) “Beyaz Tavşan” / “Ak Tavşan”: “Ak Tavşan”da a harflerinin tekrarı nedeniyle daha uyumlu olmasının ötesinde bir nedeni yok.

(2) The Rabbit Sends in a Little Bill: Carroll burada “a little bill” diyerek bir kelime oyunu yapıyor. Carroll’ın Bill’i “a” ile tanımlaması Bill’i bir kişiden belirsiz bir nesneye dönüştürüyor; bu haliyle başlık bill kelimesinin “fatura” anlamını öne çıkarıyor ( “Sends in Little Bill” olsa bir kişiden bahsediyor olurdu). Carroll bu oyunla okuru şaşırtıyor; ancak bölümün sonunda Tavşan’ın bir faturayı değil Bill adında bir kertenkeleyi gönderdiğini anlıyoruz.

(Eski İngilizceden “send in a bill” kullanımı örnekleri: https://books.google.nl/books?id=Z_BDAQAAMAAJ&pg=PA873&lpg=PA873&dq=%22send+in+a+bill%22).

Bu nedenle, bu başlığın anlamının doğru çevirisi “Tavşan ufak bir fatura yolluyor” olurdu ve şaşırtmaca kaybolurdu. “Bill” ve “fatura” anlamlarını koruyan “Tavşan faturayı Bill’e kesiyor” türünden bir çözüm iki anlamı da korur, ama kelime oyununu yokederdi. Ben de bu bölüm başlığında Bill kelimesiyle bir Türkçe kelime oyunu yapmanın daha iyi olacağını düşünerek böyle bir çözüme gittim.

(3) “ ‘Tis the voice of the Lobster”: burada aslında iki şiir değil, aynı şiirin iki bölümü var.

Carroll, mevcut şiirlerin ve popüler şarkıların sözlerini değiştirerek parodiler yazmayı seviyor; bu parodileri Alice kitapları içinde yapısal unsurlar olarak kullanmış. Alice kitaplarında parodileri şu yöntemlerle kurguya yerleştirmiş:

- Alice’in gerçek hayatta okulda ezberden okuması gereken didaktik şiirler var. Harikalar Diyarı’ndaki yaratıklar da büyükler gibi davranarak Alice’e bu şiirleri okumasını emrediyorlar; ama harikalar diyarının büyüsü içinde şiirler Alice’in ağzından bambaşka sözlerle çıkıyor.

- Diğer karakterler iyi bilinen şiirleri, şarkıları ve tekerlemeleri değişik sözlerle okuyorlar (“Speak gently” şiiri “Speak roughly” oluyor, “Beautiful Star” şarkısı “Beautiful Soup” oluyor, vs.)

- Alice için çok tanıdık tekerlemelerdeki olay, masal diyarında karşısına çıkıveriyor (Harikalar Diyarı’nda Kupa kızı ve çalınan turtalarla ilgili tekerleme, Aynanın İçinden’de Humpty Dumpty).

Alice’in ağzından yanlış çıkan üç şiirden ilki, çeviride “Çalışkandır küçük timsah...” diye başlayanı. Bunun aslı “How doth the little busy bee / improve each shining hour” diye başlayan bir şiir. Çalışkan arıcığın günün ışıdığı her saatten istifade etmesini anlatan bu şiiri Bloom da Ulysses’in sonlarında, Stephen’ı etkilemek için zihnindeki klişelerle konuşurken ve düşünürken kullanır (Ulysses s. 620). Bunu okuması gerekince, şiir Alice’in ağzından “How doth the little crocodile...” çıkıveriyor ve şiirdeki çalışkanlık teması, Alice’in temel konularından biri olan hayvanların birbirini yeme temasına dönüşüyor.

Alice’in ağzından yanlış çıkan ikinci şiir, “You are old, father William” diye başlayan bir şiir; parodisi yapılan orijinal şiirin başlığı “The Old Man’s Comforts and How He Gained Them”. Orijinal şiirdeki “güzel yaşlandım çünkü sağlığıma dikkat ettim, geleceğimi düşündüm, Allah’ımı unutmadım” türünden nasihatler parodide “karımla bol bol münakaşa ederek çene kaslarımı kuvvetlendirdim” gibi nasihatlere dönüşüyor; bu parodide de yemek yeme, bir kazı olduğu gibi yiyip bitirme teması var. 

Üçüncü şiir, “ ‘Tis the voice of the sluggard; I heard him complain, / ‘You have wak’d me too soon, I must slumber again.’ ” diye başlayan, tembelliğin zararları üzerine, o zamanın okurları için çok tanıdık bir şiir. Carroll bu sefer sadece kelime benzerliklerinden yararlanarak tembellik temasını kullanmayan, yine pişirilme/yem olma teması etrafında dönen bir parodi yazmış.

İlk iki şiirdeki yeni anlamları Türkçeye aktarınca, çalışkanlık-nasihat temalarının tersyüz edildiği anlaşılıyordu; ama bu üçüncü şiirin anlamca doğru çevirisini yapınca, işin parodi tarafı tamamen kayboluyordu. Bu nedenle, bu şiir için başka bir strateji seçtim; “bir dildeki tanınmış bir şiirin parodisinin başka dile çevirisi nasıl olur?” sorusunun olası cevaplarından biri olan “o dildeki tanınmış benzer bir şiirin benzer bir yöntemle parodisi yapılabilir” çözümünü denedim.

Bu amaçla, çalışkanlık konulu, tanınmış, çocuklara öğretilen didaktik bir Türkçe şiir aradım; önce Modern Folk Üçlüsü’nün “Trik Trak”ını düşündüm, ama bu şarkıdaki kelime sayısı Carroll gibi ses benzerlikleri üzerinden yem olma-pişirilme esprileri yapmaya yetmiyordu. Sonra, La Fontaine’in Cırcırböceği ve Karınca fablının Orhan Veli çevirisini hatırladım:

Cırcır böceği çaldı saz,
Bütün yaz.
Derken kış da geldi, çattı,
Seninkinde şafak attı.
Baktı ki yok hiç yiyecek
Ne bir sinek, ne bir böcek,
Kalktı karıncaya gitti;
Yandı, yakıldı, ah etti.
Üç beş buğdaydan ne çıkar,
Gelecek mevsime kadar
Bir kaç tane borç istedi.

İşin kötüsü karınca
Borca hiç alışmamıştı;
Bu ricacıya çıkıştı.
— “Ne yaptınız yaz boyunca?”
— “Ne mi yaptım? Saz çaldım saz!”
“İnayet buyurun,” dedi,
“Yemin billâh ederim,
Eylüle kalmaz öderim,”
— “Ya, öyle mi? Demek ki siz
Yazı sazla geçirdiniz:
Şimdi de oynayın biraz”.

Bu şiir, “yaz/saz/biraz” kafiyeleriyle ses oyunları yapmaya, işin içine bir kaz katarak Carroll'ın pişirilme, yem olma temalarını kullanmaya elveriyordu. Orhan Veli’nin bu şiirini okura hatırlatmayı da önemli buldum.

Orhan Veli gibi yazabilmeyi çok isterdim tabii ama burada Armağan Ekici’yi değil Orhan Veli’yi ve La Fontaine’i okuyoruz. Meraklısı için, bu hikâyenin tarih boyunca Türk edebiyatındaki yerini anlatan, benim de kaynak metin olarak kullandığım ilginç bir makale:

https://www.academia.edu/6089500

Bu örnekte, karşımızda çeviri işleminin başka bir düzeyde gerçekleştiği bir tercih var. Artık kelimelerin, cümlelerin çevirisini değil, bir dildeki oyunun eşdeğerini başka bir dilde tekrarlayarak “çeviri” yapıyoruz; kelimeleri değil, oyunu çeviriyoruz. Perec’in Kayboluş romanı, tam bu türden sorunlar getirmesiyle çeviri tekniği açısından ilginçtir.

Kitapta, benzer bir tercih, “Twinkle twinkle little star” diye giden çocuk şarkısının “Twinkle twinkle little bat”e dönüştüğü şarkının çevirisinde de var. Türkçede bu şarkı “Daha dün annemizin...” sözleriyle söylendiği için ben de bu sözleri dönüştüren ve şarkıdaki çay partisi, titreşen tabaklar temalarına dokunan bir çözüm buldum; bu çözüm, şarkı Türkçede de bilindiği için Carroll’ın oyununu okur için aşikâr kılan bir çözüm oldu.

Durum böyle! Bu güzel tartışmayı açtığı için Yiğit Yavuz’a tekrar teşekkürlerle, çok selam.

Son bir not -- yine meraklısı için, Alice’teki şiir parodilerini ve kaynaklarını derleyen bir sayfa:

www.alice-in-wonderland.net/resources/analysis/poem-origins/alices-adventures-in-wonderland/



Hiç yorum yok: