20 Ocak 2016 Çarşamba

Behçet Necatigil’in Kaleminden Bir Radyo Oyunu: Ertuğrul Faciası


Türk edebiyatının ölümsüz isimlerinden Behçet Necatigil, şöhretini esas olarak şairliğine borçlu. “Eğilip alıyorum, kimse olmuyor / Solgun bir gül oluyor dokununca” dizelerini yazıp da ölümsüzlüğü kucaklamamak mümkün mü? Ama Necatigil aynı zamanda bir edebiyat öğretmeniydi: Öğrencileri arasında, bugün Türkiye’nin ismini çok iyi bildiği kültür adamları vardı. Bunlardan Hilmi Yavuz, onun bütün eserlerini derleyip yayımlamıştır. Çevirmendi: “Necatigil.com” adresindeki resmî internet sitesinde yer alan bilgilere göre, otuz altı kitap çevirdi. Antoloji yazarıydı: Edebiyatımızda İsimler ve Edebiyatımızda Eserler sözlükleri, çok önemli kaynaklardır. 1960’lardan itibaren radyo oyunları yazdığını görüyoruz. Yine resmî sitesindeki bilgilere göre, 1963’ten itibaren yirmi radyo oyunu yayımlandı. Yapı Kredi Yayınları’nın 1995 senesinde onun “Bütün Eserleri” dizisi içinde bastığı Ertuğrul Faciası, ne gariptir ki resmî sitedeki bu listede yok. Kitabın önsözünü yazan Selim İleri’den, Ertuğrul Faciası’nın 1974 yılında radyoda yayımlandığını, aradan geçen 21 yıllık süre içinde basılmadan kaldığını öğreniyoruz. İleri’nin aktardığına göre, çekingen tabiatlı Necatigil bu oyunu yayıncılara hiç hatırlatmamış, “Radyoda yayınlandı, mikrofona kondu; dinleyen dinlemiştir…” diyerek, konunun üzerinde hiç durmamış. Böylece Ertuğrul Faciası, önsözün başlığındaki ifadeyle, bir “gizli başyapıt” olarak kalmış.

Ertuğrul Faciası, denizcilik tarihimizin en iç kanatıcı olayını konu ediniyor: İkinci Abdülhamit zamanında, Japonya imparatorunun yeğeninin bir savaş gemisiyle İstanbul’u ziyaret etmesinin ardından, Ertuğrul Fırkateyni ona iade-i ziyarette bulunmak ve değerli hediyeler götürmek üzere yola çıkmış, ama bu yolculuğun dönüşü olmamıştı. Uzmanların geminin bu yolculuğa dayanamayacağı yönündeki raporlarına rağmen görevlendirilen Ertuğrul, dönüş yolunda batmış, 610 kişilik mürettebattan ancak 69’u hayatta kalabilmişti.

Ertuğrul gemisiyle yola çıkıp dönemeyenler arasında, seyir ve sefer defterini tutmak üzere işe alınmış şair Ali Ruhi Bey de vardı. Behçet Necatigil, Ertuğrul Faciası’nı yazarken, bu bilinmeyen, ama ismini Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü’nde bulabildiğimiz şairi bir motif olarak koymuş radyo oyununa: Metin, Ali Ruhi’nin bu sefere katılacağını öğrenmesiyle başlıyor. Necatigil’in metnin içine bir şairi dahil etmesi, hem oyunu renklendirip dinleyene yakınlaştırıyor, hem de bir yanıyla, şairlikten doğan ruh ortaklığı dolayısıyla, adeta Necatigil’in kendisini de bu yolculuğa katılmış gibi hissetmemize yol açıyor.

Necatigil, oyundaki yirmi üç kişinin isimlerini yazarken, yirmi üç sayısının fazla görülmesi halinde “+” işaretli seslere diğer bölümlerden ikinci bir rol de verilebileceğini, böylece sayının on üçe, hatta daha aza indirilebileceğini belirtiyor; böylece radyo oyunu tekniğine ne kadar hâkim olduğunu hemen belli ediyor.

Oyun altı bölümden oluşuyor. Beşinci Bölüm’de, Ertuğrul Firkateyni’nin batışı, kazada ölenlerin ağzından bir korku hikâyesinin dehşet verici güzelliğiyle anlatılıyor:

SÜVARİ:                       Dağ boyu dalgalar… Öğleden sonra Ertuğrul pocalamaya başladı.
SÜVARİ MUAVİNİ:        Yelkenler sarılmıştı. Bu tekne, bu korkunç dalgalara şimdi nasıl
  dayanırdı?
                                     (Çatırtılar, bağrışmalar, sessizlik)
OSMAN PAŞA:               Grandi direği, ikaçasından çöktü, bütün çarmıkları boşandı. Çarmıkları
  birbirine cırgına ederek tehlikeyi önlemeye çalıştık.
SÜVARİ:                        Kemerelerden birkaçı kırıldı. Baş omuzluk çapa tahtalarının başları
  suğralarından fırladı, koptu.
(…)
OSMAN PAŞA:               Karanlıktı, çok karanlık. 21 suları…
                                     (Korkunç bir gümbürtü. Feryatlar. “Eşhedü En Lâ İlâhe İllâllah”
  sesleri. Sessizlik.)

Şair Ali Ruhi, hastalandığı için Singapur’da hastaneye yatırılmıştır; sonradan fırkateyne dönüp dönmediği belli değildir. Ama Necatigil, Ali Ruhi’nin de denizde boğulanlar arasında olduğunu tasavvur eder:

ALİ RUHİ:                    (Yankılı ses uzaklaşır)
                                    Bakın, ben de buradayım, kükreyen dalgalar arasında…


Ertuğrul Faciası, müstesna bir edebi ve teatral başarı örneği. Behçet Necatigil’i ve radyo oyunlarını sevenler tarafından mutlaka okunmalı.


*TRT Radyovizyon Dergisi'nin Ocak-Şubat sayısında yayımlanmıştır.


Hiç yorum yok: