23 Haziran 2016 Perşembe

Akrep


Dünyamızı paylaştığımız canlılara, asırlar boyunca türlü anlamlar yüklemişiz. Bu hayvanların kimini iyi, kimini kötü; kimini uğurlu, kimini uğursuz bilmişiz. Zaman değişip, her canlının dünya düzenindeki yeri ve gerçek kimliği ortaya kondukça, bu inanışlar da değişiyor. Ama kullandığımız dile yerleşen, hayvanlarla ilgili deyişler yok olmuyor. Bilinçaltımıza yerleşmiş korkuların, önyargıların da değişmesi çok zor. Bakın hangi hayvanlarla ilgili olarak, nelere inanmış insanlar...

İnsanın kötüsünü, önüne gelene kötülük edeni, acı söz söyleyip gönül inciteni akrebe benzetirler. Oysa, akrep insandan kötü değildir. Ancak korktuğu için sokar insanı. Kendine dokunmayana pek dokunmaz. Akrep üzerine türlü söylentiler, değişik inançlar var. Kimi zaman tanrısal bir nitelik taşıdığına inanılmış, kimi zaman kötülük tanrılarının yönetimi altında bulunan canlı olduğu söylenmiş.

Daha çok sıcak ülkelerde olur akrep. Güneşi sever, çokluk yaz aylarında görülür. Anadolu’da, kocakarı ilaçlarının yapımında kullanılır. Sarımsakla, sirkeyle döğülüp ense kökünde bir yere bulamaç gibi sürülürse baş ağrılarını dindireceğine inanılır.

Birtakım halk inançlarına göre akrep, eskiçağlarda tanrısal nitelik taşıyan kralların hazinelerini korumakla görevliymiş. Evlerde bu yüzden bulunur, hastalık taşıyan böcekleri öldürürmüş. Yalnız örümcekten çok korkarmış akrep. Örümcek onu ağına düşürür, kıskıvrak bağlar, canına okurmuş. Bir damla ağusu bir insanı öldürmeye yeten akrebi, örümcek yok edermiş.

Akrep birtakım insanlara dokunmazmış. Onları korur, onları severmiş. Gerektiğinde sevdiği insanın göğsünün üstünde dolaşırmış; öylesi kimselerin koruyucusu durumundaymış.

Akrebin koruyucu niteliği yanında, kötülükleri anlatan bir niteliği de var. “Soy bakımından eş kökten gelen” demek olan “akraba” sözüyle “akrep” arasında ses benzerliği olduğundan, atalarımız “akrabanın, akrep etmez akrabaya ettiğini” demişler. Buna karşılık, akrebi uğur sayan topluluklar bulunuyor. Antik duvar kabartmalarında, kayalara çizilen hayvan resimlerinde akrep pek görünmüyor. Yazılı belgelerde adı geçen yıkım getirici, zararlı canlılar arasında da akrebin önemli bir yeri yok. Bundan da, akrebin eski çağlarda günümüzdeki gibi korkulan bir varlık olmadığı sonucu çıkıyor.


Aktardığımız bu bilgileri, İsmet Zeki Eyüboğlu’nun “Anadolu İnançları” adlı kitabından aldık...


Hiç yorum yok: