25 Haziran 2016 Cumartesi

Don Quijote Dersleri Türkçede


Güzel bir haber: Don Quijote Dersleri’nin yayımlanmasıyla, Vladimir Nabokov’un kitaplaştırılan tüm ders notları Türkçeye kazandırılmış oluyor. Daha önce, Rus Edebiyatı Dersleri ve Edebiyat Dersleri başlıkları altında toplanan notlar çevrilmişti. Don Quijote Dersleri, ilk iki kitaptaki dersler kadar bilinmiyor tahminimce. Mesela, edebiyat araştırmalarının değerli ismi Jale Parla’nın Don Kişot’tan Bugüne Roman adlı kapsamlı çalışmasının kaynakçasında bu ders notları yer almıyor. Oysa Nabokov’un Harvard’da misafir okutman olarak bulunduğu dönemde tuttuğu bu notlar hem çok özgün, hem de çok kapsamlı ve önemli. Ocak ayında, kitabın çevrilmeye başlandığından haberdar olmadan yazdığım ve K24 sitesinde yayımlanan bir makalede, Don Quijote Dersleri’ni tanıtmıştım.

Kitabın özgün adı, Lectures on Don Quixote. Romanın ilk baskısında yer alan “Quixote” yazımı, İspanyolcanın sonradan geçirdiği değişimin etkisiyle “Quijote”ye dönmüş. Seçkin çevirmen Roza Hakmen’in tercih ettiği kullanım bu olduğu ve İletişim Yayınları metin içindeki roman alıntılarını Hakmen çevirisinden aldığı için, imlanın “Quijote” şeklinde yer alması kaçınılmaz hale gelmiş. Dilimize yerleşmiş “Don Kişot” ismine gelince: O galiba bize, Reşat Nuri Güntekin’in eski tarihlerde Fransızca’dan yaptığı bir çevirinin mirası. Aslında kahramanımızın ismi, “Don Kihote” diye söyleniyor; “h” sesinde de bir gırtlak tınısı var.

Dersler 294 sayfa. Bu hacmin ilk 164 sayfasında, Cervantes’in eseri eleştirel analize tabi tutuluyor; kalan kısımda ise romanın 74 bölümü ayrı ayrı özetlenip açıklanıyor. Genel okura tat verecek nitelikteki birinci bölümdeki analizler ve yargılar, hem ince, hem de keskin. İkinci bölüm ise Nabokov’un hayranlık uyandırıcı çalışkanlığının gövde gösterisi adeta; ama daha çok, Don Quijote üzerine edebi ya da akademik bir çalışma yapanların işine yarayacak nitelikte.
Esasen, Nabokov’un La Mancha’lı Yaratıcı Asilzade Don Quijote hakkındaki fikirleri, romanın hayranlarını pek mutlu etmeyecek. Nabokov, Don Quijote’nin şimdiye kadar yazılmış en muhteşem roman olduğu kanısını “saçmalık” olarak nitelendiriyor. Romanı ağır şekilde eleştiriyor. Bu eleştiriler yer yer, Nabokov’un meşhur Dostoyevski yergilerini dahi gölgede bırakacak denli sert. Nabokov, romanı zalimce buluyor; hikâye boyunca Don ve uşağının yediği dayaklardan, çektiği acılardan, düştükleri kötü durumdan ötürü tabii. "Don Quijote gerçek bir zulüm ansiklopedisidir," diyor. O anlamda, Cervantes’in eserinin şimdiye kadar yazılmış en acı ve en barbarca kitap olduğunu düşünüyor. Don Quijote'nin başarısının, romanın kendine özgü değerinden ziyade dış merkezli yayınımından, yani basılmasından hemen sonra birçok dile çevrilmesinden kaynaklandığı inancında.

Cervantes hayranları bu yorumları haksız ve ölçüsüz bulabilir. Benim görüşüm kısaca şu: Nabokov söz konusu olduğunda, alıştığımız yolları ve basmakalıp yargıları bir kenara bırakmak ve onun fikirlerini onaylamak zorunluluğu hissetmeksizin, edebi dedektifliğinin, kabına sığmaz zekâsının, eşsiz okurluğunun ve ince mizahının tadını çıkarmak lazım. Nabokov belki her şeyden fazla olmak üzere, olgulara farklı algı düzeylerinde yaklaşmanın olanaklı olduğunu ve gerçeğin ele avuca sığmazlığını hissettirir. Don Quijote’ye ayırdığı mesai, kitapla ilgili tüm olumsuz yorumlarına karşın, Cervantes’in belki de en iyi okurunun Nabokov olduğunu gösterir bize.

Çeviriye Dair Notlar

İletişim Yayınları Nabokov’un eserlerini bugüne kadar çok sayıda çevirmene emanet etti. Bir yazarı gereğince çevirmek, onun dil anlayışını ve edebi dünyasını bilmeyi, bu bilgi yoluyla ona özel bir çeviri tavrı geliştirebilmeyi gerektirir çoğu zaman. Emrah Serdan genel olarak rahat okunur bir dil ortaya koymuş. Bununla birlikte çeviride sorunlar yok değil; hızlı bir taramada bulduğum sıkıntıları örneklemek isterim:

-         Giriş cümlesi: “Romanlarda sözümona ‘gerçek hayatı’ arama gafletine düşmemeye gayret göstereceğiz.” Özgün cümle: “We shall do our best to avoid the fatal error of looking for so-called ‘real life’ in novels.” Burada “fatal error”, ölümcül hata demek ama “gaflet” olarak çevrilmiş. “Kaçınmak” anlamındaki “avoid” görmezden gelinmiş. “Do our best” kalıbı “elimizden geleni yapacağız” şeklinde çevrilmeliyken, “gayret göstermek” olmuş.

-         Çeviride genel temayül, kitapta sürekli tekrarlanan bir terim varsa buna belli bir karşılık bulmaktır. Sayın Serdan farklı bir tutum benimsemiş. Örneğin “cruelty” sözcüğünü, birbirini takip eden cümlelerde “zulüm”, “gaddarlık” ve “acımasızlık” olarak çevirmiş.

-         “Uysal, sahipsiz, hilesiz, özverili ve yürekli olan her şeyi temsil eder,” cümlesinin özgün halindeki “gentle”, uysal değil de “nazikâne” olabilirdi. “Forlorn”, sahipsiz değil; “umutsuz, hazin”. “Pure”, hilesiz değil de “saf, duru” demek. (s.23)

-         “İspanyolcanın tercümenin günbatımında önemini yitirdiğini hesaba kattığınızda bile, Sancho’nun esprileri ve atasözleri ne kendi başına ne de bir araya geldiklerinde bizi pek eğlendirir,” cümlesinde anlam kayboluyor. Alacakaranlık anlamındaki “twilight”, günbatımı olarak çevrilmiş; “allowance” hesaba katmak değil, “hoş görmek”; “fading away” ise önemini yitirmek değil, “solup gitmek”. Cümlenin ilk kısmı “İspanyolcanın, çevirinin alacakaranlığında solup gitmesini hoşgörsek bile…” diye çevrilebilirdi. (s. 41)

-         “Taşra beyidir; bir bağı, bir bey konağı, birkaç dönüm sürülebilir toprağı vardır; mümin bir Katolik’tir (ileride çok vicdan azabı duyacaktır); uzun boylu, leylekten hallice bir beyefendidir.” “Mümin”in anlamlarından biri “inançlı” ama, daha çok müslümanlık kapsamında kullanılır. Zaten oradaki ifade de, “a good Catholic”; yani “iyi bir Katolik”. “Lanky” kelimesini “leylekten hallice” diye çevirmekse, serbest bir çevirmen tutumu olmuş. Bu kelime, zarafet yoksunu bir ince-uzunluk halini ifade ediyor. Öte yandan özgün metinde, Don’un elli yaşlarında (“around fifty”) olduğu da yazılı; ama çeviride atlanmış. (s. 43)

-         “O anlamda en acımasız ve insanlıkdışı kitaplardan biri olduğu söylenebilir. Gaddarlığını bir sanata dönüştürmüştür.” “Barbarous” sözcüğü “barbarca” demek iken, “insanlıkdışı” olmuş. “It’s cruelty is artistic”, “Gaddarlığı sanatkâranedir” demek. “Dönüştürmek” fiili geçmiyor. (s. 90)


Bu tür sorunların, eserin ikinci baskısında en azından kısmen giderileceğini umalım ve İletişim Yayınları’nın, Nabokov’un henüz Türkçeye çevrilmemiş diğer önemli metinlerini de Türkçeye bir an önce çevirtmesini dileyerek bitirelim bu yazıyı.

*15 Haziran 2016'da Vatan Kitap'ta yayımlanmıştır.


Hiç yorum yok: