23 Haziran 2016 Perşembe

Dudu


Konuşmak, insana özgü bir beceri. Hatta insanın en önemli becerilerinden, onu diğer canlılardan ayırt eden özelliklerinden biri. Başka hiçbir canlı konuşamıyor; sesleri, heceleri, cümleleri bir araya getirip anlamlı ifadeler oluşturamıyor. Bununla birlikte, insanın çıkardığı konuşma seslerini taklit edebilen bir kuş var ki, adını hepimiz biliyoruz: Evet, “papağan” tabii.

Papağan’ın halk dilindeki adlarından biri, “dudu kuşu”. Mesela, bir Uşak türküsünde bu kuş şöyle anılır:

“Çeşmeden dudu geçti
Elini yuğdu geçti
Çeşmem seni yıkarım
Dudum ne dedi geçti…”
  
Sahibi duduya konuşmayı öğretmek için, kuşu büyük bir aynanın önüne koyup, kendisi aynanın arkasına geçer ve konuşmaya başlarmış. Aynada kendi aksini gören kuş, sahibinin sesini kendi gibi bir kuşun sesi sanıp, konuşmayı öğrenirmiş.

Dudu sözcüğü, Farsça “tûtî”nin bozulmuş şekli. Divân şiirinde öyle geçiyor. Derler ki, tûtî şekerle beslenirmiş; tatlı dilli oluşu buna bağlanırmış. O yüzden divân şiirinde ayna ve şeker genellikle birlikte anılıyor.

Nef’i’nin dudu, yani tûtî kuşuyla ilgili meşhur dizeleri:

“Tûtî-i mûcize-gûyem ne desem lâf değil
Çerh ile söyleşemem, âyinesi saf değil…”

Bugünün diliyle söylersek, şair şöyle diyor:

“Mucizeler söyleyen bir duduyum, ne desem laf değil
Dünya ile söyleşemem, aynası saf değil…”


Hiç yorum yok: