23 Haziran 2016 Perşembe

Hekimoğlu


“Hekimoğlu derler benim de aslıma
Aynalı martin yaptırdım narinim kendi nefsime
Konaklar yaptırdım döşetemedim
Ünye de Fatsa bir oldu narinim baş edemedim”

* * *

Ordu dolaylarında yaşayan Hekimoğlu, yoksul bir ailenin çocuğudur. Bir anneden başka hiç kimsesi yoktur. Çevresinde dürüstlüğü, akıllılığı ve yiğitliğiyle tanınan bir gençtir Hekimoğlu.

Yörede egemenlik kurmuş Gürcü Beyi, Ayşe adında güzel ve narin bir kızla sözlüdür. Ne ki, bu kız sevmemektedir Gürcü beyini; Hekimoğlu'na bağlanmıştır. Üstelik Hekimoğlu'yla görüşmeye de başlamıştır.

Gürcü Beyi, iki gencin ilişkisinin bu noktaya vardığını duyunca, Hekimoğlu'na düşman olur ve ona savaş açar. Hekimoğlu'yla teke tek görüşüp, hesaplaşmayı önerir; bir de yer belirtir. Gözüpek, mert bir gençtir Hekimoğlu. Aynalı mavzerini kuşanıp, tek başına buluşma yerine gider. Gitmeye gider ama, Bey sözünde durmamış, adamlarıyla gelmiştir. Üstelik adamlarından biri, buluşma yerine varır varmaz, sabırsızlanıp Hekimoğlu'nu yaylım ateşe tutar. Ötekiler de çevresini sararlar. Hekimoğlu'yla Bey’in adamları arasında yaman bir çatışma olur. Hekimoğlu, çatışma sonunda çemberi yararak kurtulur. Olaydan hemen sonra, tek başına yaşayan anasının yanına gider. Anasına durumu anlatır ve artık şehir yerinde duramayacağını bildirir. Anasıyla helallaşıp, yanına iki amca oğlunu alarak dağa çıkar. Çıkış bu çıkış… Hekimoğlu, ölünceye kadar artık dağdadır.

Hekimoğlu'nun dağa çıkış nedenini bilen, duyan yöre köylüleri, kendisine kucak açarlar. Onun mertliği, yiğitliği ve doğru sözlülüğü köylüleri daha da etkiler ve kendisine yardım ederler. Özellikle yoksul köylülerle dostluk kurar, zenginlerden aldıklarıyla onlara yardım eder Hekimoğlu.

Gelgelelim, Hekimoğlu artık Gürcü Beyi’nin korkulu düşü olmuştur. Bu yüzden Bey, kendisini sürekli jandarmaya şikayet eder ve kesintisiz izletir. Hekimoğlu'nu ihbar etmeleri için çeşitli yörelerde adamlar tutar. Fakat halk koruduğu için, onu bir türlü ele geçiremezler.

Hatta bir defasında, Bey’in adamlarından birinin ihbarı üzerine, Hekimoğlu'nun kaldığı evi jandarmalar basar. Bütün çevre kuşatılmıştır. Evin altında bir fırın vardır. Hekimoğlu fırıncının yardımıyla, fırının ekmek pişirilen yerini arkadan delip kaçmayı başarır.

Hekimoğlu, kaçmaya kaçar ama, Gürcü Beyi’nin, iki amca oğlunu öldürttüğünü haber alınca, hemen Çiftlice köyüne iner. Gittiği ev, muhtarın evidir. Muhtar, Hekimoğlu'ndan yana görünür, ama gerçekte Bey’in adamıdır ve onunla işbirliği içindedir. Adamlarından biri aracılığıyla ihbarda bulunur ve Hekimoğlu jandarmalarca sarılır. Büyük bir çatışma çıkar taraflar arasında. Namlular kurşun kusar adeta...

Olayın sonucuna ilişkin iki söylenti vardır halk arasında. Kimiler der ki, Hekimoğlu çatışma sırasında çemberi yararsa da, aldığı yaralar yüzünden fazla uzaklaşamadan ölmüştür.

Bir diğer söylentiye göre, atına atlayan Hekimoğlu, elini karın bölgesinden aldığı yaralara basarak Ordu'ya kadar gelir ve burada hayata  gözleri kapar…

Hekimoğlu, tipik bir erdemli isyancı, bir halk kahramanı örneğidir. Haklı bir nedenle dağa çıkmış; mertliği, yiğitliği ve iyilikseverliğiyle halk arasında büyük ün yapmıştır. Yoksulların dostu, onları ezen varsılların düşmanıdır…

Hekimoğlu türküsünde geçen ve “aynalı martin”in özelliğine değinelim son olarak. Derler ki, Hekimoğlu, özel olarak yaptırdığı mavzerinin üstüne bir ayna taktırmıştır. Çatışmaya girdiğinde, bu aynayı düşmanının gözüne tutarak, gözünün kamaşmasına, dolayısıyla hedefini şaşırmasına yol açar. Bu yüzden Hekimoğlu'nun, adı, “aynalı martin”le özdeşleşmiştir bir bakıma…


Bu bilgileri, Mehmet Bayrak’ın kaleme aldığı, 1985 baskısı “Eşkıyalık ve Eşkıya Türküleri” kitabından alıntıladık…


Hiç yorum yok: