21 Haziran 2016 Salı

Horonlar


Karadeniz denince akla ilk gelenler arasındadır horon. Samsun ilinden Gürcistan sınırına kadar her yerde, düğünlerde, asker uğurlamalarında, nişanlarda, yayla şenliklerinde, kemençe, tulum yahut davul-zurna sesinin duyulduğu her yerde, her vesileyle horon halkaları kuruverir Karadenizli.

Ünlü yazarımız Maçkalı İsmet Zeki Eyuboğlu, “Karadeniz Aşk Türküleri” adlı, Serander Yayınları tarafından basılan kitabında yer alan bir makalesinde, Karadeniz horonlarının özelliklerini ve bu horonun zaman içinde bozulan oynanış özelliklerini ele almış…

İsmet Zeki Eyuboğlu’na göre, Anadolu’nun eski çağlardan kalma, halkının kanına, etine işlemiş, ayrılmaz varlıklarından biridir horonlar. Halk oyunları içinde, ortaya konuşundaki canlılık yüzünden, oynanışındaki kıvraklık yönünden apayrı bir yeri vardır horonların. Karadeniz insanının yaşayışına, yaratılışına, davranışlarına uygun oyundur horon. Karadenizli horonu, horon Karadenizliyi yansıtır…

Anadolu’nun halk oyunları yörelerin, bölgelerin yaratılış özelliğini taşır. Halkı oynadığı oyun türüyle ayrımlamak, hangi oyunun hangi yörede oynandığını seçmek kolaydır. Oyunlar, doğdukları yörenin özelliğini, oynayanların yaşadıkları çevre bakımından kimliğini ortaya koyar bir bakıma. Horonun böylesine kıvrak oluşu, Karadenizlinin yaratılışıyla sıkı sıkıya bağlantılıdır. Karadenizli sinirli, erken kızan, yerinde duramayan, atılgan, gövde yapısı bakımından oynak, sürekli devinme içinde bulunan, çalkıntılı bir kişidir. Konuşurken, eğlenirken elleri, kolları, ayakları boyuna hareket eder. Bütün gövdesiyle konuşur Karadenizli…



İsmet Zeki Eyuboğlu der ki, oyunların içinde horonun en kıvrak, en devingen oluşu da bu yüzdendir bir bakıma. Horon bir devinme, bütün gövde ile sürekli davranış içinde bulunma oyunudur. Eller, kollar, ayaklar, gözler bir uyum içindedir horon oynarken. Horonlarda belden yukarı donukluk, yalnız ayaklarda sürekli devinme yoktur; yavaş da olsa bütün gövde oyun içindedir.

Eyuboğlu’na göre, horonu üç tür içinde incelemek gerekir yapısı bakımından: Birinci durumda tek doğrultulu, bir düzlemde, yanlara doğru gidiş gelişi gösteren kaymalar ortaya konur. Bütün devinmeler yanlara doğrudur. İkinci durumda bütün devinmeler dikeydir; yukarıdan aşağıya doğru dökülürcesine oynanır. Halk arasında “üstünden aşağı” adı verilen horon, bu türdendir. Horonun üçüncü türü daha cevik, daha zikzaklı, bütün devinişleri içerendir. Bu tür horon oynanırken yarım ay biçiminde, zikzaklı, tek doğrultulu, dikey bütün davranışlar bir uyum, bir bütünlük içinde bağdaştırılır.

İsmet Zeki Eyuboğlu, horonun aslında davulla, zurnayla değil kemençeyle oynanması gerektiğini belirtir. Çünkü davul bir Karadeniz çalgısı değildir. Doğudan gelmiş, ağır davranışlı oyunlara uyan bir Doğu-Orta Anadolu çalgısıdır. Horonla en ufak bağlantısı yoktur.  Bu bakımdan davul, sahne çalgısı değil geniş alan çalgısıdır. Horonla davul bağdaştırılınca devinmelerde ister istemez bir yavaşlama, bir durgunluk ortaya çıkar. Nitekim Akçaabat horon takımı davulla oynamaya kalkınca, horon yalnız ayakla oynanır duruma girdi, belden yukarısı gövdeye sonradan eklenmiş, gövdeden ayrı, cansız kaldı, der Eyuboğlu. Bu takımın oyunu Doğu-Orta Anadolu karışımı bir nesne olmuş, gerçek horonla bir ilgisi kalmamıştır…
  
Karadeniz oyunlarında bütün davranışlar keskin çıkışlıdır; yarım ay biçiminde ağırdan salınmalar daha çok kadın oyunlarında, gelin alaylarında görülür. Öz bakımından aralarında kesin ayrım çizgileri bulunmayan Karadeniz oyunları, belli bir olayın ortaya konuşuyla ilgiliymiş gibi bir anlam taşır. Bu anlam, horonun pek eski olan kaynağının, dinlerle, inançlarla sıkı sıkıya bağlantılı kaynağının izlerini taşır.


Horonla türkü ve kemençe arasında bulunması, kurulması gereken bağlantıya gelince, şöyle diyor İsmet Zeki Eyuboğlu: Horonun bütün devinmeleri, davranışları, ortaya konuş biçimleriyle kemençenin düzeni ve söylenen türkü birbirine uyar, birlik içinde geçer. Horon türkünün, kemençenin bir tür yansıması, kemençeyse horonun yankısıdır. Türkü horonu, kemençeyi gerekli kılar; horon da kemençeyi, türküyü…. 


Hiç yorum yok: