22 Haziran 2016 Çarşamba

Reyhan ve Fesleğen


“Karşımızda karlı dağlar dağ olur
Çevre yanı ireyhanlı bağ olur
Eyi günde yârân ahbap çoğ olur
Dar gününde dost bulunmaz nedendir”

Karacaoğlan’ın bir harf eklemeyle “ireyhan” dediği “reyhan” bitkisi, esas olarak güzel kokusuyla ünlenmiş bir bitki. Yaprakları salataya katılıyor, baharat olarak da kullanılıyor. Anayurdu Hindistan ve İran olmakla birlikte, Akdeniz ülkelerinde de yetiştiriliyor. Çiçekleri beyaz ya da pembe açıyor. Rivayete göre, koklanması uyku getirir; kalbi kuvvetlendirir.

Türk halk edebiyatında, doğanın ve sevgilinin güzelliğini oluşturan ögeler sıralanırken, reyhandan da söz edilir. Divân edebiyatında, kokusu ve şekli itibarıyla ele alınır. Sevgilinin saçları, ayva tüyleri reyhana benzetilir.

Reyhan, kadın ismi olarak da ülkemizde yaygın. Bunu söylerken, “Dağlar kızı Reyhan / Analar kuzusu Reyhan” dizeleri, hemen aklımıza geliyor elbette. 



Reyhanla yakın akraba olan “fesleğen” de, halk türkülerinde geçen bir bitki. Âşık Veysel’in Sivas yöresine ait ezgisinde örneğin:

“Fesleğen der ben’ ekerler
Alıp saksıya dikerler
Beylere peşkeş çekerler
Benden âlâ çiçek var mı”

Çağdaş şairlerimizin eserlerine de girmiş fesleğen; örneğin Ahmet Telli’nin çok sevdiği bir motif olduğu biliniyor:

“Sesin bir fesleğen olup kokardı
Ben bu yüzden hep türküler yakardım
Yakın gelip uzak uzak dururdun
Keder dolu ömür geçti bilmedin

Seni baharlara yazlara sordum
Seni yolculara yollara sordum
Kimse bilmez kimse bilmez bu aşkı
Keder dolu ömür geçti bilmedin

Bir yel esse selamın var sanırım
Turnalar göç eder bakakalırım
Hasret türkülerle büyür durmadan
Keder dolu ömür geçti bilmedin”


Hiç yorum yok: